Üye Girişi Şifremi Unuttum Üye Ol Foto Galerisi Video Galerisi İletişim

GY - GK Notları


KPSS Eğitim Bilimleri


MEB AKS


Öğretmen Dökümanları


Müdür - Müdür Yardımcılığı


T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 9

21 Şubat 2018

B-TBMM HÜKÜMETİ İLE İSTANBUL HÜKÜMETİNİN MÜCADELESİ:

1-İstanbul Hükümetinin Tutumu:

İstanbul hükümeti Anadolu’daki milli hareketi bir isyan ve kendisine karşı başkaldırı olarak değerlendirdi. Özellikle Sadrazam damat Ferit paşa milli hareketi boğmak için İngilizlerle işbirliği yaparak halkı TBMM ve Kuvay-i Milliye’ye karşı kışkırttı. Anadolu da Kuvay-i Milliyecilerin; Asi, soyguncu gruplar olduğu propagandası yapıldı. Halktan padişahın askerliği kaldırdığı bu nedenle Kuvay-i Milliye’nin halkı savaşa çağırmasının kanunsuz olduğu propagandası yapıldı. 
İngilizler İstanbul’un işgalinden sonra Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’tan silah zoruyla bir fetva aldı. Bu fetvaya bir hükümet bildirisi ve padişah fermanı eklendi. Bu belgeler çoğaltılarak İngiliz uçakları ile Anadolu’ya dağıtıldı. Şeyhülislamdan alınan fetvada; Kuvay-i Milliyecilerin Halifeye karşı isyan ettikleri, bu nedenle dinden çıktıkları, Kuvay-i Milliyecilere karşı savaşmanın dinen kutsal olduğu, bu kutsal savaşta öleceklerin şehit olacakları, bu savaşa katılmayanların günah işleyecekleri belirtiliyordu. Bu fetvadaki görüşler, hükümet bildirisi ve padişah fermanı ile de desteklenmiştir. Bu fetva Anadolu da TBMM ne karşı yaygın olarak isyanların çıkmasına sebep oldu. İstanbul hükümeti itilaf devletlerinin isteğine uyarak kardeş kavgası çıkarttı. 
İstanbul hükümeti oluşturduğu Divan-ı harp mahkemesinde Mustafa kemal ve arkadaşlarını gıyaplarında idama mahkum ettirdi. Anadolu’da otoritesini tekrar kurabilmek için Kuvay-i inzibatiye (halifelik)ordusu hazırlayıp Anadolu’ya sevk etti. Anadolu da Kardeş kanı dökülmesine sebep oldu. 

2-TBMM ne Karşı Çıkan Ayaklanmalar:
Kuvay-i Milliye hareketine karşı isyan hareketleri TBMM açılmadan önce başlamıştı.TBMM açıldıktan sonra isyanlar yaygınlaştı. İsyanlar boğazların doğusu ve Ankara çevresinde yoğunlaşmıştı. Boğazların doğusunda isyanların yaygınlaşması İngilizlerin milli güçleri boğazlar bölgesine yaklaştırmama politikasından kaynaklanmıştı. Ankara çevresinde yoğunlaşması ise TBMM nin yok edilmesi amacına yönelikti. 

İç isyanların temel sebepleri şunlardır: 
*İsyanların en önemli sebebi İstanbul hükümeti ve İtilaf devletlerinin din propagandası yapmalarıdır. Şeyhülislam fetvası ve padişah fermanı ile milli hareketin halifeye karşı isyan olduğu ve bu hareketleri yapanların dinden çıktıkları propagandaları iç isyanlara sebep olmuştur.
*İtilaf devletleri ajanlarının Kuvay-i Milliyecilerin Türk olmayan herkesi yok edecekleri propagandası yapmaları. 
*Kuvay-i Milliyecilerin; soyguncu, asi, haydut oldukları propagandaları yapılması.
*Halkın uzun zamandır savaş içerisinde olmasından dolayı yeni bir savaşa girmek istememesi.
*Kuvay-i Milliye birliklerinin ihtiyaçlarını halktan karşılarken bazı Kuvay-i Milliye liderlerinin halktan zorla para ve malzeme toplamaları, keyfi ceza uygulamalarının halkı rahatsız etmesi.
*Mondros ateşkes anlaşmasından sonra ülkede idari ve hukuk düzeninin çökmüş olması.
*Geleneksel olarak padişah ve halifeye bağlı olan halkın TBMM’nin otoritesini benimsemekte zorlanması. 
*Azınlıkların bağımsız devlet kurmak istemeleri. 
*Bazı Kuvay-i milliye liderlerinin düzenli orduya katılmayı reddetmeleri. 

İç isyanları dört gruba ayırarak incelemek mümkündür. 

a)Doğrudan Doğruya İstanbul Hükümetinin yürüttüğü Ayaklanmalar:
İstanbul hükümetinin yaptığı kışkırtmaların tüm ayaklanmalarda etkisi olmuştur. Ancak Anzavur Ahmet isyanı ve Kuvay-i İnzibatiye olayı bizzat İstanbul hükümeti tarafından tertiplenmiştir. İstanbul hükümeti sadrazamı Damat Ferit paşa bu iki isyanı İngilizlerin isteği üzerine tertiplemiştir. 
Anzavur Ayaklanması:Anzavur alaydan yetişme ve binbaşılıktan emekli olmuş bir subaydı. İstanbul hükümeti bu kişiye paşalık rütbesi verdi. Bu kişi İngilizler alınan silah ve para yardımına dayanarak “Kuvay-i Muhammediye” adlı birlikler oluşturdu. Anzavur Ahmet padişahın otoritesini hakim kılma görevi ile Balıkesir bölgesine gönderildi. Anzavur 2 kasım 1919 tarihinde Manyas, Susurluk, Gönen ve Ulubat dolaylarında milli kuvvetlere saldırdı. Ancak yenilerek geri çekildi. Anzavur Ahmet kuvvetleri milli kuvvetlerle 20 mayıs 1920 tarihine kadar Biga, Gönen, Bandırma, Adapazarı, Geyve yörelerinde mücadele etmiştir. Sonunda batı cephesi komutanı Ali Fuaf Cebesoy ve Çerkez Ethem kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılmıştır. 

Kuvay-i İnzibatiye (halifelik Ordusu):Geyve, İzmit ve Adapazarı dolaylarındaki Kuvay-i Milliye birlikleri oldukça güçlüydü. İngilizler boğazların güvenliği için bu kuvvetleri tehlikeli görüyordu. Bu bölgedeki Kuvay-i Milliye birliklerinin etkisiz hale getirilmesi için İstanbul hükümetine baskı yaptılar. 
İstanbul hükümeti 18 Nisan 1920 tarihli bir kararname ile Kuvay-i İnzibatiye denilen bir askeri teşkilat oluşturuldu. Bu kuvvetlerin başına Süleyman Şefik paşa getirildi. Kuvay-i İnzibatiye’nin silahlarını İngilizler karşıladı. Bu kuvvetler İngiliz gemileri ile İzmit körfezine taşındı. Geyve yöresindeki, milli kuvvetlere saldırdılar. Ancak yenilerek geri çekildiler. Kuvay-i İnzibatiye askerlerinin çoğu milli kuvvetlere katıldı.


b)İstanbul Hükümeti ve İşgal Güçlerinin kışkırtmaları Sonucunda Çıkan Ayaklanmalar:

Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı Ayaklanmaları:İngilizler milli güçleri boğazlardan uzak tutmak için bu bölgenin karışıklık içerisinde olmasını istiyorlardı. Bu bölgede 19.yy da Kafkasya’dan gelen topluluklar yoğun olarak bulunuyordu. Osmanlı padişahlarına karşı minnet duygusu içerisindeydiler. Çünkü Rus zulmünden kaçarak Anadolu’ya geldikleri sırada Osmanlı padişahları kendilerine sahip çıkmış ve yurt vermişti. Bu olay İngilizlerin ve İstanbul hükümetinin bölge halkını Kuvay-i Millliyeye karşı ayaklandırmasını kolaylaştırdı. Bölge halkı milli kuvvetlerin halifeye karşı isyan ettikleri propagandasının etkisinde kalarak isyanlara yöneldiler. 
TBMM en çok uğraştıran isyanlar bu bölgede görüldü. Bir isyanın bastırılmasından kısa süre sonra yenisi çıktı. Sonunda bu bölgedeki isyanları Ali Fuat paşa ve Çerkez Ethem’e bağlı kuvvetler bastırdı. 

Yozgat ayaklanması: Yozgat çevresinde 19.yy da Osmanlı hanedanı ile yakın ilişki kuran Çapanoğulları ailesi yaşamaktaydı. Çapanoğulları ailesi Yozgat yöresinin idaresinde söz sahibi olmuştu. TBMM nin açılmasından sonra bu ailenin bazı üyeleri yeryüzünde padişah ve halifeden başka otorite tanımadıklarını açıkladılar. Bölgede TBMM nin vergi ve asker toplamasına karşı çıktılar. Ayrıca Yozgat mutasarrıfı (valisi) Necip beyin milli hükümete karşı olması isyan çıkmasında etkili oldu. 
Bölgedeki ilk isyan hareketini Yenihan da Postacı Nazım ve Çerkez kara Mustafa başlattı. İsyan kısa sürede tokat, zile ve Boğazlıyan taraflarına yayıldı. Bu isyanı Antepten gelen Kılıç Ali beyin kuvvetleri ve Erzurum dan gelen milli kuvvetler bastırdı. 
Daha sonra Çapanoğlu Edip ve Celal beyler adamlarıyla isyan ederek Yozgat’ı bastılar. TBMM bu isyanı Ethem beyin kuvvetlerini bölgeye sevk ederek bastırdı. 

Afyon ayaklanması:Afyon da Çopur Musa adlı birisi halifelik elden gidiyor propagandası ile etrafına topladığı kuvvetler ile isyan etmiştir. Çopur Musa Çivril de milli kuvvetlere yenilmiş ve Yunan tarafına kaçmıştır.

Konya Ayaklanması: Konya yöresinde milli kuvvetlere karşı İtalyanların ve İstanbul hükümetinin kışkırtmaları sonucunda isyanlar çıktı. İlk isyan Bozkır ilçesinde Zeynel Abidin adlı birisi tarafından çıkartıldı. Bu isyan bastırıldıktan sonra Delibaşı Mehmet adlı birisi Çumra ve Konya da isyan çıkardı. Devlet dairelerini askerlik şubelerini bastılar. Çok sayıda asker, subay ve Kuvay-i Milliyeciyi öldürdüler. Bu isyanı Refet beye bağlı kuvvetler bastırdı. Konya yöresindeki isyanların çıkmasında Kuvay-i Milliyenin halkı soyduğu ve halifeye isyan ettiği propagandası etkili olmuştur.

Milli Aşireti ayaklanması: Milli aşireti Urfa yöresinde yaşıyordu. Urfa’nın Fransızlardan geri alınmasında önemli rol oynamıştı. Bir süre sonra Kürtçülük propagandasının etkisinde kaldılar. Fransızların kışkırtmaları sonucunda isyan ettiler. 
Milli aşireti isyanı Viranşehir ve Siverek dolaylarında yapılan savaşlardan sonra milli kuvvetlerden tarafından bastırıldı. İsyancılar Suriye’ye kaçmak zorunda kaldılar. 

Diğer Ayaklanmalar:
Doğu ve güney Anadolu bölgesinde İtilaf devletlerinin kışkırtmaları sonucu çok sayıda ayaklanma çıktı. Bunların çoğunluğu Kürtçülük propagandasının etkisinde kalan aşiretler tarafından çıkartıldı. Bunlar; Koçkiri, Cemil Çeto ve Ali Batı ayaklanmalarıdır. Bayburt yöresinde din propagandasının etkisiyle Şeyh Eşref isyanı çıkmıştır. Bu isyanlar Milli kuvvetler tarafından bastırılmıştır. Doğu ve güney doğunun vatansever halkı bölücü faaliyetlere karşı çıkmıştır. Ordu birlikleri ile birlikte isyancılara karşı savaşmıştır. 


c)Azınlıkların Çıkarttığı Ayaklanmalar:
Milli mücadele yıllarında Anadolu da yaşayan Ermeni ve Rum azınlık bağımsız devlet kurmak için isyan etmişlerdir. Bu isyanların en etkilisi Doğu Karadeniz bölgesinde bağımsız devlet kurmaya yönelik Pontus Rum isyanıdır. TBMM Pontus Rum isyanını bastırmak için merkez ordusunu kurmuştur. Bu isyan 6 Şubat 1923 de tamamen bastırılmıştır. 
Batı Anadolu ve Trakya da yaşayan Rum halktan bazı gruplarda Yunan ordusu ile işbirliği yapmıştır. Türk halkı göçe zorlama , bölgeye Yunanistan’dan göçmen getirme ve Yunan ordusuna Anadolu da kılavuzluk yapma gibi yıkıcı faaliyetlerde bulunmuşlardır. Yaptıkları saldırılarla çok sayıda Türk’ü öldürmüşlerdir. Türk köylerinin mahallelerinin tahrip edilmesi eylemlerine katılmışlardır.
Yıkıcı faaliyetlerde bulunan bir diğer azınlık Ermenilerdir. Ermeniler Fransızların desteği ile İntikam alayları oluşturup Adana, Antep ve Maraş gibi illerde katliamlar yapmışlardır. Kafkasya da kurulan Ermeni devleti de Kars yöresinde Müslüman halka karşı kıyım faaliyetlerinde bulunmuştur. Ermenilerde Türk-Müslüman halkı korku ve paniğe sürükleyip göç ettirmek istemişlerdir. Amaçları doğu ve güney doğuda Türkleri yok edip bölgede Ermeni devleti kurmaktı.Ancak Ermeniler güney Anadolu da Fransızlarla birlikte milli kuvvetler tarafından yenilmiştir.

d)Kuvay-i Milliye taraftarı Olup Sonradan ayaklananlar:
Yunan kuvvetlerine karşı mücadelede ve iç isyanların bastırılmasında yararlı hizmetleri görülen Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe TBMM nin düzenli ordunun kurulması kararına karşı çıkarak isyan ettiler. Bu liderler TBMM nin otoritesini kabul etmeyip başlarına buyruk hareketlerde bulundular. 
Demirci Mehmet Efe Denizli de çok sayıda kişinin ölümü ile sonuçlanan kanunsuz davranışlarda bulundu. Düzenli orduya katılmayı reddetti. Ethem bey kardeşleri ile birlikte Mustafa Kemal paşayı liderlikten uzaklaştırmak istedi. İsmet beyin batı cephesi komutanlığına atanmasına karşı çıktı. Kendisine bağlı Kuvay-i Seyyare denilen kuvvetlerin düzenli orduya katılmasını kabul etmedi. Bu iki Kuvay-i Milliye lideri sonunda kuvvet kullanılarak etkisiz hale getirildi.

İç İsyanların Genel Sonuçları:
*İç isyanlar milli mücadelenin süresinin uzamasına sebep oldu. Düşmanın Anadolu’dan atılması gecikti.
*Yunan birliklerinin Anadolu da daha çok toprak işgal etmesine neden oldu.
*Anadolu da büyük oranda mal ve can kaybına yol açtı.
*TBMM bu isyanları bastırmakla otoritesini Anadolu’ya hakim kıldı. İsyanların bastırılması ile İstanbul hükümetinin otoritesi zayıflatıldı.


3-TBMM Hükümetinin Tedbirleri:
TBMM varlığına yönelen iç isyanlara karşı; hukuk, kuvvet, basın-yayın ve propaganda yollarını kullanarak mücadele etmiştir. Bu mücadelede şu tedbirler alındı:
*29 Nisan 1920 tarihinde Hıyanet-i vataniye kanununu çıkartıldı. Bu kanuna göre; TBMM nin varlığına karşı çıkanlar, casusluk, bozgunculuk yapanların vatan haini sayılıp cezalandırılacaklardı. TBMM bu kanunu etkili hale getirebilmek için 11 eylül 1920 de istiklal mahkemelerini kurdu. 
*TBMM İstanbul’dan yayınlanan Şeyhülislam fetvasını etkisiz hale getirmek için Anadolu’daki din adamlarına karşı fetva yayınlattı. Ankara müftüsü Rıfat Börekçi ve 150 din adamı karşı fetva yayınladı. Bu fetvada İngilizlerin şeyhülislamdan silah zoru ile fetva aldıkları, İşgal altında bulunan İstanbul’dan yayınlanan fetvanın geçerli olamayacağı, TBMM nin ve milli kuvvetlerin vatan, millet ve din uğruna mücadele ettiği, bu kuruluşların isyancı ve asi olmadıkları gibi açıklamalar yer aldı. Bu girişim isyanların önlenmesinde önemli rol oynadı. 
*TBMM isyancıların üzerine Kuvay-i Milliye ve düzenli ordu birliklerini sevk etti. Yani kuvvet kullanarak isyanları bastırma yoluna gitti. 
*Yıkıcı propagandaları önlemek ve halkı milli idealler etrafında birleştirmek için Ankara da hakimiyeti Milliye gazetesi çıkartıldı.Anadolu ajansı kuruldu. 
*Meclis üyesi milletvekilleri Anadolu’yu dolaşarak halkı aydınlatmaya çalıştı. 


C-SEVR ANLAŞMASI (10 ağustos 1920):
İtilaf devletleri I.Dünya savaşından sonra Paris barış konferansını toplamıştı. Bu konferansta İtilaf devletleri Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda anlaşmazlığa düştüler. Bu nedenle Osmanlı devletine imzalatılacak anlaşma diğer mağlup devletlere imzalatılacak anlaşmalardan sonraya kaldı. 
İtilaf devletleri Osmanlı barışının şartlarını belirlemek üzere önce Londra da görüşmeler yaptılar. Buradaki görüşmelerde kesin bir sonuca varılamadı. Daha sonra 18 Nisan 1920 tarihinde İtalya’nın San Remo kentinde toplandılar. San Remo konferansında Osmanlı devletine imzalatılacak barışın şartları belirlendi. Osmanlı devletinden anlaşmayı imzalamak üzere delege göndermesi istendi. Osmanlı yönetimi San Remo taslağını incelemek üzere Tevfik paşayı Paris’e gönderdi. Tevfik paşa San Remo da hazırlanan barış şartlarının Osmanlı devletini bağımsız bir devlet olmaktan çıkarttığını tespit etti ve bu şartların imzalanamayacağını açıkladı. Bu olaydan sonra Sadrazam Damat Ferit paşa görüşmelerde bulunmak üzere Paris’e gitti. İtilaf devletlerinden barış şartlarının Osmanlı devleti lehine hafifletilmesini istedi. Kendisi Fransız temsilcisi tarafından azarlandı ve istekleri reddedildi.
İtilaf devletleri; Osmanlı hükümetinin anlaşmayı imzalamamakta direnmesi üzerine Anadolu ve Trakya’daki Yunan kuvvetleri saldırıya geçirdiler. Yunan kuvvetleri Anadolu da Uşak, Balıkesir ve Bursa’yı işgal etti. Yunanlılar Trakya’da da Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’ni işgal ettiler. Edirne de bulunan Cafer Tayyar paşa idaresindeki 1.Kolordu Yunan saldırısı karşısında başarılı olamayıp dağıldı. Bu başarısızlıkta Yunanlıların üstün kuvvetlerle saldırmaları ve Sadrazam damat Ferit paşanın direnişe karşı çıkması etkili olmuştur. 
Yunan taarruzunun devam ettiği sırada padişah Vahdettin durumu görüşmek üzere “Saltanat Şurası” nı topladı. Saltanat şurasında ağır şartlı san Remo barış planının imzalanması kararlaştırıldı. Bu barış planına şura üyelerinden sadece Korgeneral Rıza paşa karşı çıktı. Şura üyeleri tamamen yok olmaktan ise Osmanlı saltanatının varlığını küçük bir toprak parçası üzerinde devam ettirmenin daha uygun olacağı düşüncesi ile anlaşmanın imzalanması kararını almıştır. Bu kurula göre Yunan kuvvetleri ve itilaf devletlerini durduracak imkan ve güç yoktu. Anlaşma imzalanmaz ise İstanbul da işgal edilirdi. Saltanatın varlığı sona ererdi. 
Bu karar üzerine Hadi paşa, Rıza Tevfik ve Reşat Halis beyler anlaşmayı imzalamak için Paris’e gönderildi. İtilaf devletlerinin San Remo da hazırladıkları barış planı Osmanlı delegeleri tarafından Paris yakınlarındaki

Sevr kasabasında 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalandı. Bu anlaşmanın önemli maddeleri şunlardır: 

*Osmanlı devletine İstanbul, Bursa, Ankara, Kastamonu, Zonguldak, Tokat, Bayburt, Erzurum dolayları bırakılıyordu. Osmanlı devletine Ege ve Akdeniz’e çıkış için birer koridor bırakılmıştı. Osmanlı devleti anlaşmanın tüm şartlarına uymaz ise İstanbul elinden alınacaktı. 

*Boğazlar savaşta dahi bütün devletlerin gemilerine açık olacaktı. Boğazları ayrı bir bayrağı ve bütçesi olan uluslararası bir komisyon yönetecekti. Bu komisyonda Osmanlı delegesi oy hakkına sahip olmayıp sadece gözlemci olacaktı.

*Osmanlı devleti I.Dünya savaşı sırasında itilaf devletlerince işgal edilen Arap topraklarındaki tüm haklarından vazgeçecekti. Mısır ve Trablusgarp’taki hakları sona erecekti. Arap topraklarından Lübnan ve Suriye Fransız mandasına girecekti. Irak, Filistin ve Arap yarımadası İngiliz mandasına girecekti. Hicaz da bir Arap devleti kurulacaktı. 

*Anadolu da Mersin’in doğusundan Sivas Yıldız dağına, buradan Mardin’in doğusuna uzanan çizgi içerisinde kalan topraklar Fransız nüfuz bölgesi olacaktı. 

*Antalya, Burdur, Konya, Isparta, Balıkesir, Afyon, Muğla, Niğde çevreleri İtalyan nüfuz bölgesi olacaktı. 

*Yunanlılara Anadolu’da İzmir ve çevresi, Trakya da ise Edirne , Kırklareli ve Tekirdağ verilecekti. 

*Osmanlı devletinin 15 bini jandarma olmak üzere asker sayısı 50.700. ü geçmeyecekti. Osmanlı ordusunda Tank, Top, Uçak gibi ağır silahlar bulunmayacaktı. Ordudaki subayların yüzde On beşi itilaf devletleri subaylarından oluşacaktı. Osmanlı Donanması 13 gemiyi geçmeyecekti. Donanmada Deniz altı olmayacak ve ağır silahlar bulunmayacaktı.

*Osmanlı devletinin maliyesi ve hazinesi itilaf devletleri uzmanlarının denetiminde olacaktı. Yıllık bütçeden öncelikle itilaf devletlerinin alacakları ve savaş tazminatları ödenecekti. Bu ödemlerden sonra geriye kalanı Osmanlı devleti kullanabilecekti. Bütçeyi itilaf devletleri uzmanları düzenleyecekti. 

*Kapitülasyonlardan bütün itilaf devletleri uyrukları yararlanacaktı. Osmanlı hükümeti itilaf devletlerinin kapitülasyonlarla ilgili her türlü yeni kararı kabul edecekti. 

*Azınlıklar her derecede okul açabilecekler. Azınlıklara verilen ayrıcalıklar genişletilecek ve itilaf devletlerinin azınlıklar konusunda alacağı her türlü kararı Osmanlı devleti kabul edecekti. 

*Erzurum ve Bayburt hariç doğu Anadolu da bir Ermenistan devleti kurulacaktı. Bu devletin sınırlarını ABD belirleyecekti. Anlaşmadan sonra güney doğu Anadolu da yaşayan Kürtler bağımsızlık için itilaf devletlerine başvurur , bu başvuru olumlu görülürse Osmanlı devleti bu kararı kabul edecekti. 
Sevr anlaşması Osmanlı devletinin tarihinde imzaladığı en ağır ve son anlaşmadır. Bu anlaşma hukuken geçerlilik kazanmamıştır. Kanun-i esasiye göre bir anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Mebusan meclisi tarafından onaylanması gerekiyordu. Mebussan meclisi İstanbul’un işgalinden sonra dağıtılmış olduğu için anlaşma onaylanamamıştır. 

TBMM 19 Ağustos 1920 tarihinde toplanarak Sevr anlaşmasını imzalayanları vatan haini ilan etti. TBMM nin Türk milleti adına tek yetkili otorite olduğu, İstanbul hükümetini ve onun imzaladığı anlaşmayı tanımadığı açıklandı. 
Sevr anlaşması milli mücadeleyi olumlu yönde etkiledi. Ülkenin barış yoluyla kurtarılabileceğini düşünen ve savaşa karşı çıkan gruplar milli hakların elde edilmesi için savaşmaktan başka çare olmadığını anladılar. Milli mücadeleye katılım arttı. İstanbul hükümetinin otoritesi tamamen yok oldu. Sevr Türk milletinin TBMM etrafında toplanmasına ve ulusal birliğin kurulmasına katkı yaptı. 
Sevr anlaşmasının uygulanmasını TBMM nin başlattığı ulusal kurtuluş savaşının başarıya ulaşması engelledi. Kurtuluş savaşından sonra imzalanan Lozan anlaşması ile Sevr anlaşması yürürlükten kalktı. Sevr ölü doğmuş bir anlaşma olarak tarihe geçti. Ancak modern Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen bazı devletler Sevr’deki parçalama planlarını günümüzde de uygulamaya çalışmaktadırlar. Türkiye’de bölücü akımların dış güçler tarafından desteklenmesi Sevr planından vazgeçilmediğini göstermektedir. 


D-Düzenli Ordunun Kurulması:
Mondros ateşkes anlaşmasından sonra Türk ordusunun büyük bölümü terhis edilmişti. Askeri kışlalarda tümenler alay, alaylar bölük seviyesine düşmüştü. Ordunun silah ve cephanesinin büyük bölümü itilaf devletlerinin kontrolü altına verilmişti. Ancak ordunun komutanları görevlerinin başındaydı. Askerlik şubeleri görevlerine devam ediyorlardı. Bazı komutanlar Mondros’un şartlarına uymayarak kolordularını dağıtmamışlardı. Erzurum’daki 15. kolordu ve Ankara’daki 20. kolordu komutanlarının direnişi sayesinde varlıklarını korumuşlardı. 
Mondros’tan sonra itilaf devletlerinin Türk topraklarını işgale başlaması Kuvay-i Milliye adlı çete birliklerinin oluşmasına sebep oldu. Kuvay-i Milliye’nin teşkilatlanmasına ordu mensupları öncülük yaptı. TBMM açılana kadar işgalci güçlere karşı mücadeleyi az sayıda düzenli ordu birliği ve Kuvay-i Milliye birlikleri yaptılar. 
TBMM açıldıktan sonra ilk olarak 16 mayıs 1920 de Kuvay-i Milliye’nin bütün yiyecek ve cephane ihtiyaçlarının Milli Savunma bakanlığınca karşılanması kanununu kabul etti. Bu kanunla Kuvay-i milliyenin düzenli orduya dönüştürülmesi için ilk adım atıldı. Kuvay-iMilliye birlikleri düzenli orduya dönüştürülmeye başlandı. Ordunun subay ihtiyacını karşılamak için 1 Temmuz 1920 de Ankara da subay yetiştirme merkezleri açıldı. 
Kuvay-i Milliye birlikleri 22 haziran 1920 de başlayan Yunan taarruzu karşısında başarılı olamadı. Yunanlılar Uşak, Bursa ve Balıkesir’i işgal etti. Bu mücadele sırasında uğranılan başarısızlık komutanlar ve Kuvay-i Milliye liderleri arasında anlaşmazlıklara sebep oldu. Başarısızlığa Kuvay-i Milliye birliklerinin disiplinsizliği sebep olduğu halde onlar başarısızlıktan komutanları sorumlu tutuyorlardı. 
Kuvay-i Miliye birlikleri ile kurtuluş savaşının kazanılması mümkün değildi. Anadolu’yu işgal eden itilaf devletleri düzenli ordulara sahipti. TBMM işgalci güçleri ülkeden atabilmek için düzenli orduyu kurmanın gerekli olduğu kanaatine vardı. Kuvay-i Milliye birlikleri ile 14 Ekim 1920 de Yunan kuvvetlerine karşı Gediz de bir taarruz yapıldı. Ancak Türk birlikleri yenildiler. Kuvay-i Milliye komutanı Ethem bey yenilgiden komutanları sorumlu tuttu. Bu olay düzenli ordu kurulması çalışmalarının hızlanmasına sebep oldu. Mustafa kemal paşa Batı cephesi Kuvay-i Milliye komutanı Ali Fuat paşayı Moskova büyükelçiliğine atadı. Batı cephesi, batı ve güney olarak ikiye ayrıldı. Batı cephesi komutanlığına Albay İsmet bey, güney cephesi komutanlığına ise Refet bey atandılar. Bu komutanlar Kuvay-i Milliyeyi düzenli orduya dönüştürme faaliyetlerine hız verdiler. Kuvay-i Milliye liderlerinden Çerkez Ethem ve demirci Mehmet efe düzenli orduya katılmayı reddettiler. Aynı zamanda Mustafa Kemal paşa ve batı cephesine atanan komutanlara muhalefet ettiler. Bunun üzerine İsmet bey Çerkez Ethem kuvvetlerini Refet bey de Demirci Mehmet efe kuvvetlerini güç kullanarak dağıttı. 1921 yılı başlarında Kuvay-i Milliye birlikleri tamamen düzenli orduya katıldı. Böylece Mondros ateşkesi ile dağıtılan Türk ordusu yeniden kuruldu.

UYARI: TBMM nin düzenli ordu oluşturması faaliyetlerinin önünde iki önemli engel vardı. Bunlar; ordudan firar etme ve Bazı Kuvay-i Milliye liderlerinin düzenli orduya karşı çıkmalarıydı. TBMM bu olumsuzlukları önlemek için 11 Eylül 1920 de “Firariler hakkında Kanun”u çıkarttı.kanunun çıkarılış amacı; Asker kaçaklarını yargılamak ve ordudan görevden kaçanlara gerekli cezayı vermekti. Bu kanunla İstiklal mahkemeleri oluşturuldu. Bu mahkemeler düzenli ordu oluşturulmasında önemli rol oynadı. Ankara, Kastamonu, Sivas, Konya, Diyarbakır,Isparta, Eskişehir ve Pozantı’da İstiklal mahkemeleri kurulmuştur. Bu mahkemelerin yargıçları milletvekiliydi. Bu durum TBMM nin bizzat yargı yetkisini kullandığını gösterir. 
TBMM İstiklal mahkemelerini kurarak Hıyaneti vataniye kanunun etkinliğini artırmıştır. İstiklal mahkemeleri sadece asker kaçakları ile değil, bölücülük, bozgunculuk yapanlar, TBMM nin otoritesine karşı çıkanlar ve İsyancılarla da mücadele etmiştir. İstiklal mahkemeleri olağanüstü şartların gereği olarak kurulmuştur. Kurtuluş savaşının kazanılmasında ,TBMM nin otoritesinin Anadolu’ya hakim kılınmasında ve düzenli ordu kurulmasında önemli rol oynamıştır. 


Bu not 604 defa okundu. 0 yorum yapıldı.

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen ;)



Anket

Sitemizi değerlendiriniz..
Çok iyi
İyi
Orta
Kötü
Anket Sonuçları




Yeni Üyelik  |  Şifremi Unuttum

Üye çıkışı yapmak istediğinize emin misiniz?

Evet Eminim