Üye Girişi Şifremi Unuttum Üye Ol Foto Galerisi Video Galerisi İletişim

GY - GK Notları


KPSS Eğitim Bilimleri


MEB AKS


Öğretmen Dökümanları


Müdür - Müdür Yardımcılığı


T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 7

21 Şubat 2018

6-Damat Ferit Hükümetinin Tutumu ve Sonuçları:

Mustafa Kemal paşanın milli mücadeleyi başlattığı sırada İstanbul hükümetinin başında Damat Ferit paşa bulunmaktaydı. Damat Ferit Amasya genelgesinden sonra İngilizlerin isteği ve baskısı sonucu Mustafa Kemalin 9.Ordu müfettişliği görevinden alınmasında etkili olmuştu.Kazım Karabekir paşaya Mustafa Kemali tutuklaması için emir çıkartmıştı. Ancak Kazım Karabekir bu isteği reddetmişti. Damat Ferit paşa Sivas kongresini engellemek içinde Elazığ valisi (Harput) Ali Galip’i görevlendirmiş, ancak bu girişim Mustafa Kemal paşa tarafından etkisiz hale getirilmişti. 

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Sadrazam Damat Ferit paşa milli mücadeleyi engellemek için her yolu denemişti. Ancak emirlerini uygulatacak yönetici bulamamıştı. Damat Ferit Mustafa Kemal paşanın faaliyetlerini kanunsuz, izinsiz ve itilaf devletlerini işgallere yönelten davranışlar olarak yorumluyordu. İngilizlerin isteği ile de Milli mücadelenin örgütlenmesi çabalarını engellemeye çalışıyordu. 

Mustafa Kemal paşa Damat Ferit’i iktidardan uzaklaştırmak için 12 Eylül 1919 tarihinde harekete geçti. Temsil hayati başkanı sıfatıyla Padişaha “Damat Ferit’e milletin güvenin kalmadığını belirten bir telgraf çekti. Damat Ferit bu telgrafın padişaha ulaşmasını engelledi. Bunu bahane eden Mustafa kemal paşa İstanbul ilse Anadolu’nun bağlantısını kestirdi. Valilere ve kolordu komutanlarına gönderdiği genelge ile İstanbul ile her türlü telefon, telgraf ve posta haberleşmesinin kesilmesini, İstanbul’dan gelen evrakların geri gönderilmesini, tüm yöneticilerin temsil heyetinin emirlerine uymasını istedi. Ardından Anadolu’daki İstanbul hükümeti yanlısı çok sayıda vali ve yöneticinin görevine son verildi. Yerlerine milli mücadele yanlısı yöneticiler atandı. Damat Ferit paşa bu eylemler sonucu 30 eylül 1919 tarihinde görevinden istifa etmek zorunda kaldı. 

Yeni hükümeti 3 Ekim 1919 da Ali Rıza paşa kurdu. Ali Rıza paşa vatansever bir kişi olarak tanınıyordu. 

UYARI: Damat Ferit paşanın istifa etmek zorunda bırakılması mili iradeden güç alan temsil heyetinin ilk önemli siyasi zaferi idi. Mustafa kemal paşanın Amasya genelgesini yayınladıktan sonra söylediği “İstanbul Anadolu’ya hakim değil Tabi olmak zorunda” sözü gerçekleşmeye başladı.


7-Ali Rıza Paşa Kabinesi, Amasya Görüşmesi ve Sonuçları :

Ali Rıza paşa hükümeti temsil heyetinin yaptığı siyasi baskı sonucunda Damat Ferit’in istifasından sonra kurulmuştu. Ali Rıza paşa hükümeti kurduğu sırada İstanbul ile Anadolu’nun bağlantısı kesilmişti. İstanbul hükümetinin Anadolu da sözü dinlenmiyordu. Ali Rıza paşa İstanbul , Anadolu ikiliğini ortadan kaldırmak için harekete geçti. Mustafa kemal paşa da Ali Rıza paşaya milli harekete saygılı olması şartıyla yardımcı olabileceği mesajını gönderdi. Ali Rıza paşa Anadolu’daki milli hareketi siyasi yollardan kontrol altına almayı amaçlıyordu. Mustafa Kemal paşa ise İstanbul hükümetinin milli harekete karşı düşmanca davranmasını önlemek ve milli hareketi güçlendirmek için zaman kazanmak istiyordu. 

Ali Rıza paşa temsil heyeti başkanı Mustafa Kemal ile anlaşmazlık konularını görüşmek üzere bahriye nazırı Salih Paşayı Amasya’ya gönderdi. Mustafa Kemal paşada Rauf beyle birlikte Sivas’tan Amasya’ya geçti. Taraflar arasında 20-22 Ekim 1919 tarihleri arasında görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerden sonra taraflar arasında 5 protokol imzalandı. Salih paşa temsil heyetinin isteklerini İstanbul da hükümete kabul ettirmeye çalışacağını, kabul ettiremez ise istifa edip Mustafa kemal paşaya katılacağını bildirdi. 



Amasya Protokolü :

*Türk vatanının bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı korunmalıdır. 

*Azınlıklara siyasi egemenlik ve sosyal dengemizi bozacak tarzda ayrıcalıklar verilmemelidir.

*Anadolu ve Rumeli Müdafa-i hukuk cemiyetinin hukuki bir kuruluş olduğu İstanbul hükümetince kabul edilecektir. 

*Paris barış konferansına temsil heyeti tarafından da uygun görülecek delegeler gönderilecektir. 

*Milli meclisin toplanması için ülke genelinde seçimler yapılacaktır. Milli meclisin İstanbul da toplanması güvenlik açısından uygun değildir. 



Amasya Görüşmesinin Önemi:

*İstanbul hükümeti Amasya görüşmesi ve protokolü ile temsil heyetinin hukuki varlığını tanmış oldu.

*Amasya protokolü İstanbul hükümetini Mebussan Meclisini toplamak zorunda bıraktı. 

*Amasya görüşmesinden sonra Mustafa kemal paşanın otorite ve prestiji arttı. Milli hareketi yürüten teşkilatların İstanbul hükümetince hukuka uygunluğunun kabul edilmesi milli mücadeleye katılımı hızlandırdı. 

*İstanbul hükümeti milli iradeden yetki alan temsil heyetinin isteklerine uymak zorunda kaldı. 

UYARI: İstanbul hükümeti; Amasya protokolünün tüm hükümlerine uymadı. Sadece Milli meclisin toplanması hükmüne uyarak Mebussan meclisini topladı. Mebussan Meclisinin İstanbul dışında toplanmasını Anayasaya aykırı olacağı gerekçesi ile kabul etmedi. 


Komutanlar Toplantısı: 

Mustafa Kemal paşa Amasya görüşmesinden sonra Sivas’a döndü. Mustafa kemal paşa 16 kasım 1919 tarihinde Anadolu’daki yüksek rütbeli komutanlarla bir toplantı yaptı. Bu toplantıda şu konular görüşüldü:

1-Millet meclisinin toplanma yeri. 

2-Milli meclisin toplanmasından sonra temsil heyetinin ve ulusal örgütün alacağı şekil,

3-Paris barış konferansında Türkiye ile ilgili alınması muhtemel olumlu veya olumsuz karar karşısında nasıl davranılacağı .

Komutanlar ve temsil heyeti üyeleri bu konuları görüştüler. Sonunda bütün tehlikelere rağmen meclisin İstanbul da toplanması kabul edildi. Ancak temsil heyeti, meclisin güven içerisinde çalışıp, çalışamayacağı belli olana kadar Anadolu da kalacaktı. İstanbul’a gidecek milletvekillerinin yapacakları çalışmalar ve karşılaşabilecekleri tehlikeler konusunda aydınlatılmaları kararlaştırıldı.


8-Temsil Heyetinin Ankara’ya Gelmesi(27 Aralık 1919): 

Mustafa Kemal paşa komutanlar toplantısından sonra temsil heyetiyle birlikte Sivas’tan Ankara’ya geldi. Ankara Milli mücadelenin merkezi oldu. Bu olayın sebepleri şunlardır:

*Ankara’nın ulaşım ve haberleşme imkanları daha elverişliydi. Ankara’dan demiryolu geçiyordu. Ankara da İstanbul ve Anadolu’daki diğer illerle haberleşebilmek için gerekli olan telefon, telgraf istasyonları bulunmaktaydı. Mustafa kemal paşa İstanbul da toplanacak Mebussan meclisinin çalışmalarını izlemek ve muhtemel olumsuz gelişmeleri haber alıp karşı tedbir alabilmek için haberleşmeye ihtiyaç duyuyordu. 

*Ankara her açıdan güvenli bir kentti. Anadolu’nun ortasındaydı. Ankara da Mondros’tan sonra dağıtılmayan 20 kolordu ve etkili milli örgütler bulunmaktaydı. 

*Ankara esas büyük mücadelenin yapılacağı Yunan işgal bölgesine yakın konumda bulunuyordu. Yunanlılara karşı yapılacak savaşın yönetilmesi için stratejik açıdan en uygun kentti.


9-Son Osmanlı Mebussan Meclisi ve Misak-ı Millinin Kabulü:

Osmanlı hükümeti Amasya protokolünden sonra 7 Kasım 1919 tarihinde Mebussan Meclisi için ülke genelinde seçimler yaptırdı. Seçimler tüm ülkede her hangi bir engelle karşılaşmadı. İşgal altında bulunan illerde dahi seçimler serbestçe yapıldı. İtilaf devletleri kendi denetimleri altında bulunan İstanbul da toplanacak meclisin her istediklerini onaylayacağını düşünüyorlardı. Özellikle Paris barış konferansında hazırlanmakta olan barış anlaşmasının yürürlüğe girebilmesi için meclis tarafından onaylanmasını gerekli görüyorlardı. Mebussan meclisine bu anlaşmayı onaylatmayı planlıyorlardı. Bu sebeple seçimlere engel olmadılar.

Ülke genelinde yapılan seçimlerde en çok milletvekilini müdafa-i hukuk cemiyetleri çıkardı. Mustafa kemal paşa Erzurum milletvekili seçildi. 

Mustafa Kemal paşa meclisin İstanbul dışında toplanmasını kabul ettiremedi. Bu olay üzerine kendisi temsil heyeti ile birlikte Ankara da kalmaya karar verdi. İstanbul’a gidecek olan milli mücadele yanlısı milletvekillerinden bazı isteklerde bulundu. Bunlar;

1-Mecliste bir Müdafa-i Hukuk grubunun oluşturulması.

2-Misak-ı Milli planının kabul edilmesi.

3-Kendisinin meclis başkanı seçilmesi.

Mustafa kemal paşa Mecliste milli kararların alınabilmesi için ortak düşüncede olan milletvekillerinin örgütlenmelerini gerekli görmüştü. Meclisi yönlendirebilmek, Liderlik otoritesini artırmak, meclisin dağıtılması halinde Ankara da yeniden toplamak ve milli iradenin gücünü göstermek için kendisinin meclis başkanı seçilmesini istemişti. Kanun-i esasiye göre meclis başkanının meclisi toplantı halinde değilse toplama hakkı vardı. Mustafa kemal paşa İtilaf devletlerinin mebusan meclisini dağıtacaklarını düşünüyordu. 

Mebusan meclisi 12 Ocak 1920 tarihinde Dolmabahçe sarayında padişahın açış konuşması ile çalışmalarına başladı. Bu meclis Mustafa kemalin isteklerinden sadece Misak-ı Millinin kabulünü gerçekleştirdi. Mustafa kemal paşa meclis başkanı seçilmedi. Müdafa-i hukuk grubu kurulmadı. Bunun yerine “Felah-ı Vatan” grubu kuruldu. Milletvekillerinin Mustafa Kemalin isteklerini yerine getirememeleri itilaf devletlerinden ve hükümetten çekinmelerinden kaynaklanmıştı. Mustafa kemal paşa Nutuk adlı eserinde Bu milletvekillerini korkaklık ve sözlerinde durmamakla suçlamıştır.

Mebusan meclisi Mustafa kemal paşanın Erzurum ve Sivas kongresi kararlarına dayanarak hazırladığı Misak-ı Milli planını çok az değişiklikle 28 Ocak 1920 tarihinde kabul etti. Misak-ı Mili Meclis tarafından Milli Ant (yemin) şeklinde kabul edildi.Meclisin kararı 17 Şubat 1920 tarihinde kamuoyuna açıklandı. 

Misak-ı Miliye İtilaf devletleri sert tepki gösterdiler. Hükümete baskı yaparak kararın değiştirilmesini istediler. Misak-ı Milliye sert tepki göstermeleri bu kararların onların paylaşma planlarına aykırı olmasıydı. İtilaf devletleri hükümete baskı yaparak Kuvay-i Milliye’ye destek vermekle suçladıkları harbiye nazırı Cemal paşa ile genelkurmay başkanı Cevat paşanın görevden alınmasını istediler. Bu komutanlar Mustafa kemal paşanın görevlerinden ayrılmamaları isteğine rağmen baskılara direnemeyip istifa ettiler. 3 Mart 1920 tarihinde itilaf devletlerinin baskısı sonucu Ali Rıza paşa hükümeti istifa etti. Yeni hükümeti kuran Salih paşa Misak-ı Milli kararlarının değiştirilmesi yönündeki baskılara boyun eğmedi.

İtilaf devletleri Misak-ı Milli kararlarını değiştirtemeyince 16 mart 1920 tarihinde İstanbul’u resmen işgal ettiler. Bu durumu Telgrafçı manastırlı Hamdi bey Ankara’ya bildirdi. Mustafa Kemal paşa İstanbul’un işgal edileceğini Milli müdafa-i grubunun istihbaratına dayanarak 11 Mart tarihinde öğrenmişti. 



Misak-ı Milli:

Misak-ı milli Mustafa kemal paşa ve arkadaşları tarafından Erzurum ve Sivas kongresi kararlarına dayanılarak hazırlanmıştı. Türk devletinin ve vatanının yeni sınırlarını belirleyen bir plandı. Bu planda Türk milletinin kabul edebileceği barış şartları belirlenmişti. Misak-ı Milli aynı zamanda Türk milletinin kayıtsız, şartsız bağımsızlık isteğini içeriyordu. Misak-ı Milli kararları Wilson ilkelerine uygun olarak hazırlanmıştı. Misak-ı Millinin önemli maddeleri şunlardı:

*Ulusal sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, parçalanamaz. 

*Mondros ateşkes anlaşması imzalandığı sırada, itilaf devletlerince henüz işgal edilmeyen ve Türk ordularınca korunan topraklar Türk vatanıdır, Terk olunamaz.

*Halk oyu ile Anavatana katılan Kars,Ardahan ve Batum’un geleceğinin belirlenmesi için gerekirse tekrar halk oylaması yapılması tarafımızdan kabul edilecektir.

*Batı Trakya’nın geleceği halk oyu ile belirlenmelidir.

*Mondros ateşkes anlaşmasından önce itilaf devletleri ordularınca işgal edilen Arap topraklarının geleceği halk oyu ile belirlenmelidir.

*Öncelikli olarak Hilafet merkezi olan İstanbul ve Marmara denizinin güvenliği sağlanacak. Bu sağlandıktan sonra boğazların dünya ticaret ve ulaşımına açılması hususunda bizimle birlikte diğer devletlerin verecekleri karar geçerli olacaktır.

*Türkiye’deki azınlıklara komşu ülkelerdeki Türk-Müslüman halka tanınan hak oranında hak tanınacaktır.

*Siyasi, ekonomik ve adli gelişmemizi engelleyen her türlü ayrıcalıklar (kapitülasyonlar) kaldırılmalıdır. 



Önemi:Misak-ı millinin kabulü ile milli mücadelenin hedefi netleşmiştir. Türk milletine uğrunda mücadele edeceği net bir hedef gösterilmiştir. İtilaf devletleri kamuoyuna da Türk milletinin kabul edebileceği barış şartları duyurulmuştur. Misak-ı Milli Türk milletinin imparatorluktan milli devlete geçiş planıdır. Kurtuluş savaşı Misak-ı milli hedeflerine ulaşmak için yapılmıştır. Bu hedeflere ulaşılmasıyla da kurtuluş savaşı sona ermiştir. 



10-İstanbul’un İtilaf Devletleri Tarafından Resmen İşgali ve Mebussan Meclisinin Dağıtılması:

İtilaf devletleri Mebussan meclisinin aldığı Misak-ı Milli kararlarını yaptığı baskılarla değiştirtemeyince 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’u resmen işgal etti. İngiliz askerleri Şehzade başı karakolunu basarak çok sayıda Türk askerini şehit etti. Harbiye ve Bahriye nezaretleri işgal edildi. Harbiye nazırı Cemal paşa esir alındı. Genelkurmay başkanı Fevzi paşa tartaklanarak makamından dışarı atıldı. İngilizler İstanbul’un önemli noktalarına silahlı birlikler yerleştirdi. İstanbul da sıkıyönetim ilan ettiler. 

İstanbul’un işgali üzerine Mebusan meclisi üyeleri meclisi terk etmeyip direnişe geçtiler. İtilaf devletleri 18 mart tarihinde Mebusan meclisine zorla girdiler. Milli mücadele yanlısı çok sayıda Milletvekilini tutuklayıp Malta’ya gönderdiler. Bunlar arasında Rauf bey, Ziya Gökalp ve Süleyman Nazif gibi milli mücadelenin önemli liderleri de vardı. Osmanlı Mebusan meclisi millete güvenli çalışma ortamı kalmadığı beyannamesini yayınladı. Bu meclisi padişah Vahdettin 4 ay içerisinde seçimlerin yenilenmesi ve yeni meclisin toplanması şartıyla 11 Nisan 1920 tarihinde feshetti. Osmanlı Mebussan meclisi bu olaydan sonra tekrar toplanamadı ve tarihe karıştı. Baskılar sonucu Salih paşa hükümeti 2 Nisan 1029 de istifa etti. Bunun üzerine padişah Vahdettin yeni hükümeti kurma görevini Damat Ferit paşaya verdi. 

Mustafa kemal paşa İstanbul’un işgalinden sonra temsil hayati başkanı sıfatıyla İtilaf devletlerine işgali protesto eden telgraflar gönderdi. Valiler ve Kolordu komutanlarına genelgeler göndererek İstanbul ile Anadolu arasındaki haberleşme bağlantısını kestirdi. İtilaf devletlerinin İstanbul da yaptıkları tutuklamalara misilleme olarak Anadolu’daki itilaf devletleri subaylarını tutuklattı. İtilaf devletlerinin muhtemel bir saldırılarını önlemek için Geyve, Ulukışla civarındaki demiryolu köprülerini tahrip ettirdi. Anadolu’daki devlete ait para ve her türlü menkulün İstanbul’a gönderilmesi yasaklandı. Vergi dairelerine ve Bankalara bu konuda emir verildi. 



UYARI: Son Osmanlı Mebussan meclisinin Türk milletine yaptığı son büyük hizmet Misak-ı millinin kabulü olmuştur. İstanbul’un işgali Mustafa kemal paşanın ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu ortaya koymuştur. Mustafa kemale padişahın denetimi dışında Ankara da yeni bir meclis toplama fırsatı vermiştir. İstanbul’un işgali Milli mücadeleyi olumlu yönde etkilemiştir. Ülkenin padişah tarafından barış yolu ile kurtarılacağını düşünen ve milli mücadeleye karşı çıkanlar milli mücadeleye katılmışlardır. İtilaf devletlerinin mebussan meclisini dağıtmaları milli iradeye yapılmış bir hukuk dışı saldırı özelliğindedir. 
 


Bu not 687 defa okundu. 0 yorum yapıldı.

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen ;)



Anket

Sitemizi değerlendiriniz..
Çok iyi
İyi
Orta
Kötü
Anket Sonuçları




Yeni Üyelik  |  Şifremi Unuttum

Üye çıkışı yapmak istediğinize emin misiniz?

Evet Eminim