Üye Girişi Şifremi Unuttum Üye Ol Foto Galerisi Video Galerisi İletişim

GY - GK Notları


KPSS Eğitim Bilimleri


MEB AKS


Öğretmen Dökümanları


Müdür - Müdür Yardımcılığı


T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 6

21 Şubat 2018

KURTULUŞ SAVAŞI

A-HAZIRLIK DÖNEMİ:

1-Kuvay-i Milliye Hareketinin Başlaması ve Batı Cephesinin Kurulması:

Mondros ateşkesinden sonra itilaf devletlerinin Türk topraklarını işgale başlaması Kuvay-i Milliye hareketinin başlamasına sebep oldu. İlk Kuvay-i Milliye direnişi 19 Aralık 1918 tarihinde Fransızlara karşı Dörtyol da gerçekleştirildi.ilk Kuvay-i Milliye cephesi ise İzmir’in işgalinden sonra Ege bölgesinde oluşturulmuştur. 

Kuvay-i Milliye; Türk milletinin vatanını, namusunu ve bağımsızlığını korumak amacıyla silaha sarılması olayıdır. Kuvay-i Milliye’nin günümüzdeki manası Milli Kuvvetlerdir. Mondros ateşkesinden sonra Türk ordusunun dağıtılmış olması nedeniyle işgalci güçlere karşı sivil halk silahlı mücadele başlatmak zorunda kaldı. Kuvay-i milliye düzenli ordu birlikleri değildir. Eli silah tutan her meslekten insanların katılması ile oluşturulmuştur. Komutanlar ve Müdafa-i hukuk cemiyetleri Kuvay-i milliyenin oluşturulmasına katkı yapmışlardır. Kuvay-i Milliye içerisinde; askerler, köylüler, mahkumlar, eşkıyalar, asker kaçakları, din adamları, gazeteciler, aydınlar, çiftçiler gibi toplum değişik kesimlerinden insanlar yer almıştır. 

Ege bölgesinde, Kuvay-i Milliye teşkilatlarının organize hale gelmesinde Balıkesir ve Alaşehir kongreleri önemli rol oynamıştır. Bu kongrelerde oluşturulan temsil heyetleri düzenli olarak Kuvay-i Milliyenin insan , silah, araç-gereç ihtiyacını halktan karşılamışlardır. Sivas kongresi devam ederken Ankara’daki 20. kolordu komutanı Ali Fuat Cebesoy batı cephesi Kuvay-i Milliye komutanlığına atanmıştır. Bu olayla batı cephesi Sivas kongresinde seçilen temsil heyeti ve onun başkanı Mustafa Kemal’in denetimine girmiştir. 

Kuvay-i Milliye birliklerinin en etkili oldukları bölge güney Anadolu olmuştur. Fransız ve Ermeni kuvvetlerini bölgeye gelen komutanların öncülüğünde yenilgiye uğratmışlardır. Kuvay-i Milliye Ege bölgesinde de TBMM nin düzenli ordu oluşturmasına kadar Yunan birlikleri ve Rumlara karşı başarı ile direnmişlerdir. Kuvay-i milliyenin etkili olduğu bir diğer bölge doğu Karadeniz’dir. Bu bölgede de Rum Pontus çetelerine karşı Kuvay-i Milliye birlikleri mücadele etmiştir. Kuvay-i milliye hareketinin liderlerinden bazıları; Çerkez Ethem, Demircili Mehmet Efe, Yörük Ali Efe ,Giresunlu Topal Osman ağa, Kozanlı Saim beydir.

Kuvay-i Milliye birlikleri ihtiyaçlarını halktan karşılıyordu. Bu olay bazı Kuvay-i Milliye şeflerinin kanunsuz hareketler de bulunmalarına neden oldu. İsteklerini yerine getirmeyen kişileri ,köyleri kendi yöntemlerine göre cezalandırma yoluna gittiler. Bu olay TBMM karşı iç isyanların çıkmasına sebep oldu. Halkın TBMM ne olan güvenini sarstı. Bu gelişmeler TBMM nin Kuvay-i Milliyeyi kaldırıp düzenli orduyu oluşturmasına sebep oldu(8 Kasım 1920). 

Kuvay-i Milliye birlikleri düzenli bir ordu olmadığı için düşmanın ilerleyişini durduramamış, yavaşlatmıştır. Bu birlikler vur-kaç taktiği ile düşman birliklerine kayıplar verdirmiştir. Azınlıkların kurduğu örgütlerin saldırılarına karşı Türk halkı korumuşlardır. Kuvay-i Milliye birliklerinin Yunan ordusunun ilerleyişini ağırlaştırması, Mustafa Kemal’e Ulusal güçleri birleştirmek için zaman kazandırmıştır. TBMM ne karşı çıkan iç isyanları bastırarak TBMM otoritesini Anadolu’ya hakim kılmışlardır. Kuvay-i Milliye tüm ulusu vatanını kurtarmak ve bağımsızlığı kazanmak için harekete geçirmiştir. 

TBMM nin düzenli ordu birliklerini oluşturması ile Kuvay-i milliye birlikleri ortadan kalkmıştır. Ancak Kuvay-i Milliye ruhu yaşamaya devam etmiştir. 


2-Mustafa Kemal Paşanın Samsun’a çıkışı ve Milli Bilincin Uyandırılması:

Mustafa kemal paşa Mondros ateşkesinden sonra 13 Kasım 1918 de İstanbul’a gelmişti. İstanbul da 16 mayıs 1919 tarihine kadar kaldı. Bu süre içerisinde memleketin içerisinde bulunduğu durumdan kurtarılması için çok sayıda aydın, komutan ve bakan ile görüşmeler yaptı. Kendisi I.Dünya savaşında elde ettiği başarıların etkisi ile Türk ve dünya kamuoyu tarafından yakından tanınmaktaydı. Ordu ve komutanlar arasında saygınlığı olan bir komutandı. Ayrıca padişah yaveriydi. İstanbul da görüştüğü kişiler arasında padişah ta vardı. 

Mustafa Kemal paşa İstanbul da kaldığı süre içerisinde vatanın kurtarılması için İstanbul’da bir şey yapılamayacağını anladı. Çünkü İstanbul İtilaf devletleri kuvvetleri tarafından denetim altına alınmıştı. Hükümet ve Padişah İngiltere’nin kontrolü altına girmişti.İstanbul’daki çevreler memleketin kurtuluşunu bir büyük devletin mandasına girmek veya bölgesel kurtuluş çarelerinde arıyorlardı. 

Mustafa kemal paşaya göre memleketin kurtuluşu için en gerçekçi yol “Millet egemenliğine dayanan, kayıtsız, şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak” tı. Mustafa Kemal paşa Anadolu’ya geçip bir milli mücadele hareketi başlatma konusunda Kazım Karabekir, Rauf bey, İsmet bey, Ali Fuat paşa, Cafer Tayyar paşa gibi kurmay subaylarla görüş birliğine vardı. Bu kurmay subayların planına göre Anadolu’ya geçilecek, askeri birlikler dağıtılmayacak, halkla yakın diyalog kurulacak, ordunun silah ve cephanesi itilaf devletlerine teslim edilmeyecekti. İşgallere karşı hazırlıklı olunacak ve gerekirse direnişe geçilecekti. 

Mustafa Kemal paşa Anadolu’ya geçmeye hazırlanırken hükümetten 9.Ordu müfettişliği teklifini aldı. İngilizler Samsun yöresinde bazı Türk komutanların halka silah dağıttıkları, bölgedeki Rumlara karşı saldırılar düzenlendiği, bu olaylar önlenmediği takdirde bölgenin işgal edileceği ile ilgili bir notayı Osmanlı hükümetine vermişti. İngilizler Samsun yöresindeki Türkler ve Rumlar arasındaki çatışmaların durdurulmasını aksi halde bölgenin işgal edileceği tehdidinde bulunmuşlardı. Osmanlı hükümeti 9.Ordu bölgesindeki karışıklıkların önlenmesi ve Ordu birliklerinin denetim altına alınması için bir komutan arayışına girdi. Mustafa Kemal’in Harbiye’deki arkadaşları bu göreve Mustafa kemali önerdiler Padişah Vahdettin ittihatçı olmadığı için Mustafa Kemale yakınlık duyuyordu. Hükümet içerisindeki bazı üyelerde Mustafa Kemali İstanbul’dan uzaklaştırıp onun eleştirilerinden ve muhtemel politik girişimlerinden kurtulmayı planlıyorlardı. 

Mustafa Kemal paşa Hükümetin 9.Ordu müfettişliği teklifini derhal kabul etti. Resmi bir görevin ulusal sır olarak sakladığı, yeni bir Türk devleti kurma hedefine ulaşmasını kolaylaştıracağını düşünüyordu. Mustafa Kemal paşa Harbiye’deki arkadaşlarının yardımı ile kendisine olağanüstü yetkiler veren “9.Ordu müfettişliği Talimnamesi” hazırlattı. Bu talimnameye göre Mustafa kemal paşa 9.Ordu bölgesindeki askeri ve sivil tüm yetkililere emir verebilecekti. Ayrıca 9.Ordu bölgesine komşu illerin yönetici ve komutanlarına da emirler verebilecekti. Mustafa Kemale sadece padişah emir verebilecekti. Mustafa kemal ordu müfettişi olarak bölgedeki birlikleri kontrol altına alacak, asayiş ve güvenliği sağlayacaktı. 

Mustafa kemal paşa 9.Ordu müfettişi sıfatı ile 16 mayıs 1919 tarihinde İstanbul’dan Bandırma vapuru ile ayrıldı. 19 mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıktı. Bu tarih Türk kurtuluş savaşının başlangıcı olarak kabul edilir.

UYARI: Mustafa Kemal paşanın 19 mayıs 1919 da Anadolu’ya geçmesinin gerçek amacı yeni bir Türk devleti kurmaktı. Bu idealini ulusal bir sır olarak saklamıştı. Ordu müfettişliğini bu hedefine varmada bir araç olarak kullanmayı amaçlamıştı. İstanbul hükümeti Mustafa Kemalin gizli amacını bilmiyordu. 


Samsun Raporu (22 mayıs 1919):

Mustafa Kemal paşa Samsun da bir hafta kaldı. Buradan bölgedeki olaylarla ilgili İstanbul hükümetine bir rapor gönderdi. Bu raporun önemli bölümleri şunlardır:

*Samsun yöresindeki olayların gerçek sorumlusu Türkler değil Rumlardır. Rum saldırıları durursa olaylar bitecektir. 

*Millet, Manda ve Himayeye karşıdır. 

*Millet, birlik olup milli egemenliğini ve bağımsızlığını kazanmayı hedeflemiştir. 

UYARI: Mustafa Kemal paşa Anadolu’ya geçişinin gerçek amacını ilk defa Samsun raporunda açıklamıştır. 


Havza Genelgesi(28 mayıs 1919):

Mustafa kemal paşa Samsun da fazla kalmadan Havza’ya geçti. Milli mücadele konusunda anlaşmaya vardığı arkadaşlarından Rauf beyi de Havza’ya davet etti. Havza’dan tüm illerin ileri gelen yöneticilerine ve komutanlara buradan bir genelge gönderdi. Havza genelgesinin başlıca noktaları şunlardı:

*İzmir’in işgali haksızdır. Bu haksız işgal tüm yurtta yapılacak mitingler ve çekilecek telgraflarla protesto edilmelidir. Protestolar sırasında düzen korunmalı ve Hıristiyan halka karşı düşmanlık gösterilmemelidir.

*Protesto telgrafları itilaf devletleri hükümetleri ve İstanbul hükümetine gönderilmelidir. 

*Ulusal güçler dağıtılmamalı, birleştirilmelidir.

Havza genelgesinin Önemi:Mustafa kemal paşa bu genelge ile milli bilinci geliştirmek istemiştir. Genelgeyi 9.Ordu bölgesi dışındaki illere de göndermekle ulusal bir kurtuluş mücadelesi başlatmak istediğini ortaya koymuştur. İlk defa İstanbul hükümetine karşı çıkmıştır. Yine ilk defa yöneticilerden Mondros ateşkesine uymamalarını istemiştir. 

Mustafa kemal paşa Havza genelgesinden sonra ilk mitingi kendisi Havza da düzenlemiştir. Bu genelgenin sonucu olarak yurt genelinde mitingler ve gösteriler yapılmıştır. Bunların en büyüğü İstanbul da Sultan Ahmet meydanında 100 bin kişinin katılımı ile yapılan mitingdir. Bu mitingde ünlü edebiyatçı Halide edip Adıvar’ın yaptığı konuşma halka cesaret ve heyecan vermiştir. 

Havza genelgesinden sonra yurt genelinde protesto mitinglerinin düzenlenmesi milletin Mustafa kemalin görüşlerini desteklediğini ve ulusal güçlerin harekete geçtiğini gösterir. 

Bu genelgenin yayınlanmasından sonra itilaf devletlerinin baskısı ile İstanbul hükümeti Mustafa kemali İstanbul’a geri çağırdı. Mustafa kemal paşa hükümetin çağrısına padişahtan başkasından emir alamayacağı cevabını verdi. Amacı zaman kazanmaktı. 


3-Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919):

Mustafa kemal paşa Havza’dan ayrılarak Amasya’ya geçti. Amasya da ulusal bir mücadele yapma konusunda daha önceden anlaştığı Rauf bey, Ali Fuat paşa ve Refet bey ile bir araya geldi. Mustafa kemal paşa Amasya da arkadaşları ile millet adına yayınlanacak bir genelge hazırladı. Hazırlanan genelge için Erzurum da bulunan Kazım Karabekir paşa ve Konya da bulunan ordu müfettişi Cemal paşanın telgrafla onayı alındı. Hazırlanan genelgeyi tüm illerinin ileri gelen yöneticilerine ve milli teşkilatlara gönderdi. Bu genelgenin önemli maddeleri şunlardır:

1-Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir. 

2-İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi dünya önünde yok olmuş duruma düşürmektedir. 

3-Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

4-Milletin haklarını dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve kontrolden uzak bir milli kurulun varlığı gereklidir. 

5-Anadolu’nun her yönden güvenli bir yeri olan Sivas’ta milli bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır. Bunun için her sancaktan halkın güvenini kazanmış, medeni cesaret sahibi ve sorumluluk taşıyabilecek üç delege seçilerek derhal yola çıkartılmalıdır. Bu delegeleri, Belediyeler ve müdafa-i hukuk cemiyetleri seçeceklerdir. 

6-10 Temmuzda Erzurum da doğu illeri adına bir kongre toplanacaktır. Bu kongreye katılanlar Sivas kongresine de katılabileceklerdir. 

7-Bu genelge ulusal bir sır olarak saklanmalı ve delegeler gereken yerlere kimliklerini gizleyerek gelmelidirler.

UYARI: Amasya genelgesinin 1 ve 2. maddeleri milli mücadelenin gerekçesini açıklar. 3. madde yapılacak mücadelenin amacını açıklar. 3-4-5-6-7. maddeler ise milli mücadelenin yöntemini açıklar.


Amasya genelgesinin Önemi:

1-Bu genelge ile; kurtuluş savaşının gerekçesi, amacı ve yöntemi belirlenmiştir. 

2-Türk milletine milli egemenliğini ve bağımsızlığını kazanması yolunda yapılmış bir çağrıdır.

3-Mustafa kemal paşa bu genelgeyle mili mücadeleyi halka mal etmeyi, ulusal güçleri harekete geçirmeyi ve milli iradeden yetki alan yeni bir yönetim oluşturmayı amaçlamıştır. 

4-Amasya genelgesi Türk inkılabının ihtilal bildirisi özelliğindedir. 

5-Amasya genelgesi Türk kurtuluş savaşının plan ve programı özelliğindedir. 

6-Türk tarihinde milli egemenlik çağrısı yapılan ilk belgedir. Milli egemenlik kavramı evrensel bir ilke olduğu için Amasya genelgesi evrensel içerik taşır. 


Amasya Genelgesine İstanbul Hükümetinin Tepkisi:

Havza genelgesinden sonra İstanbul hükümeti Mustafa kemal paşayı İstanbul’a geri çağırmıştı. Amasya genelgesinden sonra İstanbul hükümeti itilaf devletlerinin baskısı ile Mustafa Kemal paşaya İstanbul’a dönmesi için baskıyı artırdı. Mustafa kemal paşa İstanbul hükümetine oyalayıcı nitelikte cevaplar vererek zaman kazanmaya çalıştı. Bir yandan da Kazım Karabekir paşanın Erzurum kongresine katılması davetini kabul ederek Erzurum’a doğru yola çıktı. İç işleri bakanı Ali Kemalin Mustafa kemali tutuklamakla görevlendirdiği Elazığ valisi Ali Galip başarılı olamadı. Mustafa Kemal paşa bu tertibi önceden haber aldığı için etkisiz hale getirdi. Bu gelişmeler üzerine bizzat padişah devreye girerek Mustafa Kemalden ya İstanbul’a dönmesini yada Anadolu da bir kentte dinlenmeye çekilmesini, aksi halde görevden alınacağını bildirdi. Mustafa Kemal paşa bu isteği reddetti. 3 Temmuz 1919 da Erzurum’a geldi. Erzurum da kongrenin toplanması hazırlıkları sürdürülürken 7-8 Temmuz gecesi İstanbul hükümetinin Mustafa Kemalin ordu müfettişliği görevine son veren kararnamesi telgrafla Erzurum’a ulaştı. Bunun üzerine Mustafa Kemal paşa İstanbul hükümetine ve padişaha ordu müfettişliğinden ve askerlik görevinden istifa ettiğini açıklayan telgraflar gönderdi(8 Temmuz 1919). İstanbul hükümeti 15. kolordu komutanı Kazım Karabekir paşadan Mustafa Kemali tutuklayıp İstanbul’a göndermesini istedi. Kazım Karabekir paşa vatan ve millet için çalışan bir komutanı tutuklayamayacağını bildirdi. 8 Temmuz sabahı Mustafa Kemal paşanın kaldığı yere bir manga askerle gitti. Mustafa Kemal paşanın odasına girerek “Ben ve kolordum emrinizdeyiz paşam” diyerek selamladı.

Mustafa Kemal paşa,Erzurum valiliğine bir dilekçe vererek askerlik görevinden ayrıldığını, bundan sonra ulusal amaca ulaşıncaya kadar milletin içinde bir mücahit olarak çalışacağını açıkladı. Amacı görevden alma olayının otorite ve prestijine zarar vermesini önlemekti. 


4-Erzurum Kongresi ve Önemi (23 Temmuz- 7 Ağustos 1919):

Erzurum kongresini Doğu vilayetleri müdafa-i hukuk cemiyeti toplamıştır. Ayrıca bu kongrenin toplanmasına 15 .kolordu komutanı Kazım Karabekir paşa ve Trabzon müdafa-i hukuk cemiyeti katkı yapmıştır.Kongrenin toplanış amacı Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesi tehlikesine karşı bölge halkını birleştirmekti. Bu kongrenin toplanması hazırlıkları devam ederken Mustafa kemal paşa da Samsun’a çıkmıştı. Kazım Karabekir paşa Mustafa kemal paşayı bu kongreye katılmak üzere Erzurum’a davet etti. Mustafa kemal paşa bölgesel hareketlere karşı olmasına rağmen Kazım Karabekir paşayı kırmamak için bu kongreye katılmayı kabul etti. Amasya genelgesini yayınladıktan sonra Rauf beyle birlikte Erzurum’a geçti.

Mustafa kemal paşa kongrenin toplanması hazırlıkları sürerken askerlik görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Şark vilayetleri müdafa-i hukuk cemiyetinin iki üyesi istifa etti ve Rauf beyle, Mustafa Kemalin delege olarak kongreye katılmasını sağladılar.delegeler zamanında gelemediği için kongre 54 delege ile 23 temmuz tarihinde toplandı. Mustafa kemal paşa delegelerin oy birliği ile kongre başkanlığına seçildi. Mustafa kemal paşa kongreyi askerler topladı propagandası yapılmaması için valilikten güvenlik için polis gönderilmesini istedi. Mustafa kemal paşa kongrede yaptığı konuşmada Mondros ateşkes anlaşmasından sonra ülkenin içerisine düştüğü durumu, İstanbul hükümetinin görevini yapmaktan aciz olduğunu, ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri ve ülkenin kurtuluşu için yapılması gerekenleri dile getirdi. Kongre dağılmadan önce bir temsil heyeti oluşturdu. Çok önemli kararlar alarak 7 Ağustos 1919 da dağıldı. Kongrede seçilen temsil heyeti tüm doğu illeri adına yetkili kılındı. Kongrede alınan kararları uygulamakla görevlendirildi. Seçilen temsil heyeti üyeleri aralarında yaptıkları toplantıda Mustafa Kemal paşayı başkan seçtiler. 



Erzurum Kongresi kararları:

*Ulusal sınırlar içerisinde vatan bir bütündür parçalanamaz.

*Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı Millet birlik olarak savunmaya ve direnişe geçecektir. Milli sınırlar içerisinde bulunan doğu illerimiz yabancı işgaline karşı tüm ulusla birlikte hakkını savunacaktır. 

*İstanbul hükümeti vatanı ve bağımsızlığı koruyamaz veya dağılır ise, amacın temini için derhal geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümeti milli kongre seçecektir. Kongre toplantı halinde değil ise bu görevi temsil heyeti yapacaktır.

*Kuvay-i Milliye yi etken ve Milli iradeyi hakim kılmak esastır. 

*Azınlıklara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal düzenimizi bozucu ayrıcalıklar verilemez. 

*Manda ve Himaye kabul olunamaz.

*Milli meclis derhal toplanmalı ve hükümet çalışmaları meclis denetimine girmelidir.

*Milli irade padişah ve halifeyi de kurtaracaktır.



Erzurum Kongresinin Önemi:

*Erzurum kongresi toplanışı yönünden bölgesel, aldığı kararlar yönünden ulusaldır. Bu kongrede alınan kararların ulusal nitelikli olması kongreye Mustafa kemalin katılmasının bir sonucudur. 

*Erzurum kongresinde; kayıtsız şartsız milli egemenliğin ve bağımsızlığın gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. 

*İlk defa; ulusal sınırlardan bahsedilmiş, Milli egemenliğin gerçekleştirilmesi kararı alınmış, Manda ve Himayeye karşı çıkılmış, Milli meclisin toplanması istenmiş ve Yeni bir hükümet kurulması iradesi ortaya konmuştur. 

*Manda ve Himayenin reddedilmesiyle milletin tam bağımsızlık iradesi ortaya konmuştur. 

, *Amasya genelgesindeki milli egemenlik ve bağımsızlık çağrısı ilk defa Erzurum kongresinde karara dönüştürülmüştür.

*Erzurum kongresi kararları Sivas kongresinin zeminini hazırlamıştır. Misak-ı milli kararlarının hazırlanmasında etkili olmuştur. 

UYARI: Erzurum kongresi kararları arasında yer alan “Milli irade padişah ve Halifeyi de kurtaracaktır” maddesi Mustafa kemalin idealleri ile bağdaşmaz. Mustafa kemal paşa ulusal güçlerin bölünüp parçalanmaması için bu maddeye karşı çıkmamıştır. Bu konudaki gerçek düşüncesini şartlar müsait olmadığı için gizlemiştir. 

5-Sivas Kongresi ve Önemi (4-11 Eylül 1919):

Mustafa kemal paşa Amasya genelgesi ile her türlü etki ve denetimden uzak ulusal bir kurulun oluşturulması için Sivas ta bir kongre toplanması çağrısında bulunmuştu. Amasya genelgesinden sonra Müdafa-i hukuk cemiyetleri ve belediyeler tarafından kongreye katılmak üzere delegeler seçildi. Sivas’a 10 ilden seçilen 38 temsilci geldi. Bir çok bölgede İstanbul hükümetinin engellemesi veya yöneticilerin hükümetten ,işgalcilerden çekinmesi yüzünden seçim yapılamadı. 

Mustafa kemal paşa Erzurum kongresinde seçilen temsil heyeti üyeleri ile birlikte 2 Eylül 1919 tarihinde Sivas’a geldi. Sivas kongresinin toplanması hazırlıkları devam ederken Ali Galip olayı meydana geldi. Elazığ valisi olan Ali galip İstanbul hükümetinin isteği üzerine Mustafa kemali yakalamak ve kongreyi dağıtmak üzere askeri kuvvet toplamaya başlamıştı. Bu durumu haber alan Mustafa kemal paşa ve Kazım Karabekir Ali Galip üzerine kuvvet sevk ettiler. Ali Galip önce Suriye’ye sonra İstanbul’a kaçmak zorunda kaldı. 

Mustafa kemal paşa Sivas Lisesi binasında 4 Eylül 1919 da kongreyi başlattı. Sivas kongresinde ABD mandasını isteyen bir grup delege Mustafa kemalin kongre başkanı olmasını engellemek istedi. Bu delegeler Mustafa Kemal paşanın Manda fikrine karşı olduğunu biliyorlardı. Kongrede ABD mandasının kabulü yönünde karar çıkartabilmek için Mustafa kemalin başkan seçilmesini istemediler. Ancak Mustafa kemal paşa bu durumu önceden haber aldığı için kongre başkanlığı oylamasının gizli yapılmasını sağladı. Yapılan oylamada Mustafa kemal paşa kongre başkanlığına seçildi. Bu olayın ardından kongreye katılanların “İttihatçı , partici olmadıkları, vatan ve millet için çalıştıkları ve padişaha bağlı oldukları” nı belirten bir telgraf padişaha gönderildi. Bu konudaki tartışmalar uzun sürdü. 

Kongrede üçünü tartışılan konu Manda ve Himaye kavramı oldu. Kongrede Mustafa kemalin yakın arkadaşı olan Refet beyinde içinde bulunduğu bir grup delege ABD mandasının kabulünü istedi. Bu delegeler Türkiye’nin tek başına yaşama ve bağımsızlığını koruma şansına sahip olmadığını bu nedenle bir büyük devletin koruması altına girmenin gerekli olduğunu savundular. Mustafa kemal paşa bu delegelere hiçbir devletin menfaat ve çıkarı olmadan bir başka devleti korumayacağını, manda altına girmenin bağımsızlığı kaybetmek olduğunu hatırlattı. Mustafa Kemal mandacılara karşı tam bağımsızlık için “Ya İstiklal Ya ölüm” parolası ile yanıt verdi. Sonunda manda konusu Rauf beyin bulduğu bir formül ile çözüldü. Buna göre Türkiye mandası konusunda ABD nin ne düşündüğü yazılacak bir mektup ile sorulacaktı. ABD den alınacak cevaba göre kongre tekrar toplanıp konuyu görüşecekti. Bu konuda ABD ye bir mektup yazıldı. ABD kongresi General Harbourd’un raporundan sonra Ermenistan ve Türkiye mandasından vazgeçti. Sivas kongresinde manda konusu açıkça reddedilmeyip, kabul edilmesi engellendi. 

Kongre ağırlıklı olarak Erzurum kongresi kararlarını görüştü. Bu kararlar ulusal karakterli olduğu için çok az değişiklikle aynen benimsendi. Kongre aldığı kararları uygulamak üzere bir temsil heyeti oluşturarak 11 Eylül 1919 da dağıldı. 


UYARI: Manda ve Himaye fikri milli egemenlik ve bağımsızlık fikrine aykırı olduğu için benimsenmemiştir. Bu fikir Sivas kongresinde gündemden çıkmıştır. Tam bağımsızlık hedefi benimsenmiştir. 


Sivas Kongresinde Alınan Kararlar:

*Kongre Erzurum kongresi kararlarını görüştü ve ulusal hale getirerek kabul etti.

*Manda ve Himaye fikri gündemden çıkartıldı. Tam bağımsızlık hedefi benimsendi. 

*Müdafa-i hukuk cemiyetleri “Anadolu ve Rumeli Müdafa-i hukuk cemiyetleri” adı ile tek çatı altında toplandı. Böylece bölgesel karakterli milli cemiyetler, ulusal hale geldi. 

*Ali Fuat Cebesoy Batı cephesi Kuvay-i Milliye komutanlığına atandı.

*Bir temsil heyeti oluşturuldu. Bu temsil heyetine tüm yurdu temsil etme yetkisi tanındı. 


Sivas Kongresini Önemi:

Sivas kongresi hem toplanışı hem de aldığı kararlar yönünden ulusal bir kongredir. Bu kongrede Mustafa kemal paşa Milli iradeden yetki alan ulusal bir lider haline gelmiştir.Kongrede bir temsil heyeti oluşturulması ve temsil heyetinin tüm yurt adına yetkili kılınması ile İstanbul hükümetinin varlığı yok sayılmıştır. Açıkça kongre yeni Türk devletinin parlamentosu, temsil heyeti ise hükümeti rolünü üstlenmiştir. Mustafa kemal paşa Sivas kongresi ile Milli egemenliğe dayalı yeni bir Türk devletinin temellerini atmıştır. 

Sivas kongresinde bölgesel karakterli milli cemiyetler birleştirilmiş ve temsil heyetinin emrine girmiştir. Kongrede Ali Fuat Cebesoy’un Kuvay-i Milliye komutanlığına atanması ile ilk defa Yürütme yetkisi kullanılmıştır. Yürütme yetkisini bir devletin hükümeti kullanır. Sivas kongresinde bu yetki kullanıldığına göre, yeni bir devlet ve hükümet kurulmuştur. 

Sivas kongresi Erzurum kongresi kararlarını onaylamakla kayıtsız şartsız milli egemenliği ve bağımsızlığı gerçekleştirmeyi kabul etmiştir. Ulusal sınırlar kavramını onaylamıştır. Sivas kongresi kararları Misak-ı Milli kararları için temel teşkil etmiştir. 

Sivas kongresinde Amasya genelgesi ile yapılan çağrının gereği yerine getirilmiştir. Milletin haklarını savunacak yeni bir ulusal kurul oluşturulmuştur. Sivas kongresinin toplanması ve kongrede alınan kararlar işgalcilere ve Saltanat idaresine karşı Türk milletinin açık bir başkaldırısıdır. Milli egemenlik ve Bağımsızlık için başlatılan ihtilal hareketidir. 


Bu not 578 defa okundu. 0 yorum yapıldı.

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen ;)



Anket

Sitemizi değerlendiriniz..
Çok iyi
İyi
Orta
Kötü
Anket Sonuçları




Yeni Üyelik  |  Şifremi Unuttum

Üye çıkışı yapmak istediğinize emin misiniz?

Evet Eminim