Üye Girişi Şifremi Unuttum Üye Ol Foto Galerisi Video Galerisi İletişim

GY - GK Notları


KPSS Eğitim Bilimleri


MEB AKS


Öğretmen Dökümanları


Müdür - Müdür Yardımcılığı


T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 5

21 Şubat 2018

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN HAYATI

1-Hayatı:

Mustafa Kemal 1881 yılında Selanik’in Ahmet Subaşı mahallesinde dünyaya gelmiştir. Doğum günü kesin olarak bilinmez.Mustafa Kemalin babası Ali Rıza efendidir. Ali Rıza efendinin ataları Aydın Söke taraflarından Balkanlara göç etmişlerdir. Ali Rıza efendi uzun yıllar gümrük ve vakıf memurluklarında bulunmuştu. Daha sonraları memurluktan ayrılıp kereste ticaretine başlamıştı. 

Mustafa kemalin annesi Zübeyde hanım Selanik yakınlarındaki Sarıyer adlı Yörük köyünden Feyzullah ağanın kızıdır. Zübeyde hanımın ataları Teselya’nın fethinden sonra Konya taraflarından gelmişlerdir.

Mustafa Kemalin babası Ali Rıza efendi batıdan Makedonya’ya sızan yeni fikirlerden etkilenmiş,ileri görüşlü bir kişiydi. Ali Rıza efendi oğluna “Adam olmak için ,okumak, öğrenmek şarttır, başka çaresi yoktur”demiştir. Ali Rıza efendinin telkinleri Mustafa Kemalin tahsil yapmasında etkili olmuştur. Ali Rıza efendinin batıdan gelen yeni fikirleri benimsemesi oğlu Mustafa Kemal üzerinde de etkili olmuştur.

Mustafa kemalin annesi Zübeyde hanım yüksek iradeli, geleneksel Türk-İslam kültürüne bağlı, dindar, beş vakit namazını kılan bir hanımdı. Zübeyde hanım yeteri kadar tahsil yapamamış, ancak okuma-yazmayı öğrenmişti. Sık, sık tekkeye gider ve dini törenlere katılırdı. Çevrede itibarı yüksekti. 

Mustafa kemal okula gidecek yaşa gelince anne ve babası gönderilecek okul konusunda görüş ayrılığına düştüler. Zübeyde hanım oğlunun mahalle mektebine gitmesini ve din adamı olmasını istiyordu. Ali Rıza efendi ise batı türünde eğitim veren Şemsi efendi okuluna (Fevziye mektebi) gitmesini istiyordu. Bu olay ,19.yy da Türk toplumunda görülen eski ile yeni değer yargılarının çatışmasına bir örnektir. 

Mustafa Kemal bu sorunun çözümü hakkında şunları söyler: “Nihayet babam bir kurnazlıkla işin içinden çıktı. Önce ilahi ve alayla mahalle mektebine başladım. Biraz sonra Şemsi efendi okuluna yazıldım”. 

Mustafa Kemalinde hatıralarında belirttiği gibi Ali Rıza efendi eşini kırmamak için oğlunu önce mahalle mektebine yazdırdı. Kısa süre sonra da buradan alarak batı tarzında eğitim veren Şemsi efendi okuluna yazdırdı. Ali Rıza efendi oğlunun çağdaş bir eğitim almasını istiyordu.

Mustafa Kemal ilk öğretimini sürdürürken babası Ali Rıza efendi vefat etti. Bu olay üzerine Zübeyde hanım çocuklarını alarak ,Selanik yakınlarında bir çiftlik işleten kardeşi Hüseyin’in yanına gitti. Mustafa Kemal bir süre dayısının çiftlikte verdiği vazifeleri yaptı. Annesi ve dayısı Mustafa’nın köyde tahsilini sürdürmesini istediler. Ancak Mustafa köyde öğretmenlik yapan papaz ve imamdan hoşlanmadı. Özel ders vermesi için tutulan bir hocayı da bilgisini yetersiz bularak beğenmedi.

Mustafa Kemal 1892 tarihinde tahsiline devam etmesi için Selanik’te bulunan teyzesinin yanına gönderildi. Selanik’te bulunan “Mülkiye Rüştiyesi” (Ortaokul) ne gönderildi. Ancak hocalarından Hüseyin efendinin kendisine haksızlık yapmasına dayanamayarak okuldan ayrıldı. 

Mustafa Kemal komşuları Binbaşı Kadri beyin Selanik askeri rüştiyesine gitmekte olan oğlu Ahmet’in üniformasından etkilendi. Asker olmaya karar verdi. Mustafa Kemalin bu kararına annesi şiddetle karşı çıktı. Mustafa kemal Selanik askeri Rüştiyesine girmek için Binbaşı Kadri beyden yardım istedi. Kadri beyin yardımı ile sınavlara gizlice hazırlandı ve başarılı oldu. Mustafa Kemal hatıralarında şöyle anlatır.”Mahallemizde binbaşı Kadri bey adında bir komşumuz oturuyordu. Oğlu Ahmet askeri Rüştiyeye gidiyordu ve askeri okul elbiseleri giyiyordu. Onu gördükçe bende böyle elbise giymeye hevesleniyordum. Sonra sokaklarda Subaylar görüyordum, onların derecesine ulaşmak için takip edilmesi gereken yolun , askeri rüştiyeye girmek olduğunu anlıyordum. O sırada annem Selanik’e gelmişti. Askeri Rüştiyeye girmek istediğimi söyledim. Annem askerlikten pek korkuyordu. Asker olmama şiddetle karşı çıktı. Giriş imtihanı zamanı gelince ona sezdirmeden kendi, kendime askeri rüştiyeye girerek imtihanı verdim. Böylece anneme karşı bir oldu bitti yaptım.”

Selanik askeri Rüştiyesi Mustafa Kemalin yetişmesinde önemli rol oynadı. Bu okul disiplini , Eğitim ve öğretimindeki başarıları ile tanınıyordu. Mustafa Kemal , okulda özellikle matematik dersinde başarılı oldu. Matematik öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa efendi, üstün zekalı ve başarılı öğrencisine “Kemal” adını taktı. Matematik öğretmeninin Mustafa’ya bu ismi vermesinde “Namık Kemal’e sempatisinin olması da etkili olmuştur. Mustafa Kemal bu konuda hatıralarında şunları söyler: “Hocamın adı Mustafa İdi. Bir gün bana oğlum seninde adın Mustafa benimde. Bu böyle olmaz. Arada bir fark bulunmalı.Bundan sonra senin adının sonuna bir Kemal ekleyelim dedi. O günden beri adım Mustafa Kemaldir”.

Mustafa Kemal 1895 tarihinde Selanik askeri Rüştiyesini bitirdi. Aynı yıl manastır Askeri İdadisi (askeri lise) ne girdi. Mustafa Kemal bu lisede arkadaşı şair Ömer Naci’nin etkisi ile Edebiyat, Şiir ve Hitabetle ilgilenmeye başladı. Ayrıca Fransız ihtilalini hazırlayan Fransız düşünürlerinin kitaplarını okudu. Hürriyet kahramanı Namık Kemal’in eserlerini okudu. Askeri idadinin milliyetçi tarih öğretmeni Mehmet Tevfik bey Mustafa kemale tarihi sevdirmiştir. Onda milliyetçi düşüncelerin gelişmesine katkı yapmıştır. Mustafa kemal hocası Mehmet Tevfik beye minnet borcu olduğunu belirtmiştir. 

Mustafa Kemal Manastır askeri idadisinde okurken ilk defa vatan kaygısı ile tanıştı. Bu yıllarda Manastır çevresinde Sırp ve Bulgar çeteleri dağa çıkmakta ve Türk köylerini basmaktaydılar. 1897 tarihinde Osmanlı-Yunan savaşı çıktı. Bu olay askeri lisede okuyan tüm öğrencilerin milliyetçi duygularını harekete geçirdi. Mustafa Kemalin kaldığı yatak odasının duvarına ünlü şair Mehmet Emin Yurdakul’un “Ben bir Türk’üm ,dinim, cinsim uludur”. Mısraları ile başlayan Cenge doğru şiiri asılmıştı. Mustafa kemal bu savaşa gönüllü olarak katılma girişiminde bulunmuştur.

Mustafa Kemal 1899 tarihinde Askeri idadiyi bitirip İstanbul da bulunan Kara Harp okulu Piyade sınıfına girmiştir. Mustafa Kemalin Matematik dersindeki başarısı harp okulunda da devam etti. Şiire olan ilgisi daha da arttı. Bu konuda kendisi şunları söyler; “Tatil saatlerinde hatiplik idmanları yapardık. Ellerimizde saat bu kadar zaman sen, bu kadar ben, diye yarışma ve tartışmalar tertiplerdik”. 

Mustafa Kemal harp okulunda okurken memleket meseleleri ile yakından ilgilenmeye başladı. Arkadaşları ile birlikte hürriyetçi fikirleri aşılamak için el yazması bir dergi çıkardılar. Dergi çıkarma işinin lideri Mustafa Kemaldi.

Mustafa Kemal 1902 yılında Harp okulunu bitirerek Harp Akademilerine girdi. Burada siyasi meselelere olan ilgisi iyice arttı. Ülke idaresindeki, bozukluklar konusunda harp okulu öğrencilerini aydınlatmak için dergi çıkarmaya devam etti. Volter, Jan Jak Russo, Monteskö gibi Fransız düşünürlerin eserlerini daha ayrıntılı inceledi. Namık Kemal gibi hürriyet şairlerini eserlerini okudu. Bu eserler gizlice ve geceleri okunuyordu. Abdülhamit idaresi bu yazarların adlarını ağza almayı dahi yasaklamıştı. Mustafa Kemal dergi çıkarma ve yasak yayın okumak yüzünden birkaç defa şikayet edildi. Ancak hocaları tarafından korundu.

Mustafa Kemal Harp Akademisini 1905 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak tamamladı. Okulu bitirdikten sonra arkadaşları ile Yeni kapıda bir ev tutup memleket meselelerini tartışmaya başladılar. Bu evde, o dönemde Abdülhamit yönetimince yasaklanan eserlerde okunuyordu. Aralarına sızan bir ajan Mustafa Kemal ve arkadaşlarını tutuklattı. Birkaç ay hapis yattılar. Harp Akademileri komutanı Rıza paşa’nın girişimleri sayesinde serbest bırakıldılar. Bu olayın hemen ardından Mustafa kemalle arkadaşı Ali Fuat Şam da bulunan V.Orduya atandılar. Mustafa Kemal, V.Orduya bağlı 30. Süvari alayında göreve başladı. Abdülhamit idaresinin yasakçı ve baskıcı tavrı Mustafa Kemal de Hürriyetçi ve ihtilalci fikirleri geliştirmiştir. 

Mustafa Kemal Şam da bulunurken; yakın arkadaşları Dr. Mustafa Cantekin ve Müfit Özdeş ile “Vatan ve Hürriyet” adlı bir dernek kurdular. Bu derneğin Beyrut ve Kudüs gibi kentlerde şubelerini açtılar. Mustafa kemal arkadaşlarına “dava yıkılmak üzere bulunan bir imparatorluktan, önce bir Türk devleti çıkarmaktır” diyerek ulusal bir hedef gösteriyordu. Mustafa kemal Suriye ve Lübnan bölgesini inceleyince imparatorluğun yaşama şansının olmadığını daha iyi anladı. Suriye bölgesinde siyasi faaliyetlerine yeterli destek bulamadı. Bu bölgede hürriyetçi fikirler gelişmemişti. Bu tür faaliyetlere Selanik bölgesi uygundu. Çünkü Selanik bölgesinde geniş bir hürriyet ortamı ve yenilikçi fikirleri benimsemiş genç ve vatansever bir aydın grubu vardı. Mustafa kemal bir ara Suriye’den gizlice ayrılarak Selanik’e geldi. Burada Şam da kurduğu gizli örgütün bir şubesini açtı. Kısa süre sonra Suriye’deki görevine dönmek zorunda kaldı. 

Mustafa Kemal 1907 yılında Makedonya’daki III.Orduya tayinini yaptırmayı başardı. III.Ordunun kurmay heyeti Selanik’te bulunduğu için Mustafa Kemal de burada kaldı. Mustafa Kemal Selanik’e gelince Abdülhamit yönetimini yıkmak ve meşrutiyet idaresini tekrar kurmak üzere faaliyet gösteren İttihat ve Terakki örgütü ile işbirliği yaptı. Vatan ve Hürriyet cemiyetini ittihat ve Terakki örgütü ile birleştirdi. 

Mustafa Kemalinde içinde bulunduğu ittihat ve Terakki örgütü 1908 yılında başlattığı askeri ve sivil eylemle 2.Abdülhamit’e II.Meşrutiyeti ilan ettirdi. Mustafa Kemal Meşrutiyetin ilanını yeterli bulmadı. Ona göre batılı manada modern bir devletin kuruluşu gerekliydi. Ayrıca Mustafa Kemal ordunun politika ile uğraşmasına da karşı çıktı. Bu görüşleri ittihat ve Terakkiciler tarafından beğenilmedi. Mustafa Kemal 1909 yılında İttihat ve Terakkiden ayrıldı. Tüm enerjisini askerlik mesleğine verdi. 

Meşrutiyet rejimine karşı çıkan iç isyanı bastırmak için oluşturulan Hareket ordusunun kurmay başkanı Mustafa Kemaldi. 31 Mart isyanının bastırılmasında etkili oldu (1909). Hareket ordusu adını da kendisi vermişti. Mustafa Kemal isyan bastırıldıktan sonra Selanik’e döndü ve 3.Ordunun “Subay talimgah komutanlığı” görevini sürdürdü. Makedonya da düzenlenen harp oyunları ile manevraların planlanması ve yönetilmesinde gösterdiği başarıları ile tanındı. Bir süre 38.Piyade alay komutanlığı yaptı. Mustafa Kemal 1910 yılında Fransa da yapılan “Pikardie manevraları” na gözlemci olarak atandı. 

Mustafa Kemale 1911 yılında harbiye nezaretinde görev verildi. Mustafa Kemal İstanbul’a geldikten kısa bir süre sonra İtalyanlar Trablusgarb’a saldırdı. Bu olay üzerine Mustafa Kemal gönüllü olarak, Mısır üzerinden Trablusgarb’a gitti. Mustafa Kemal, Derne ve Tobruk bölgesinde yerli halkı örgütleyerek İtalyan’lara karşı başarılı muharebeler yaptı. Mustafa Kemal ilk savaş başarısını Trablusgarb ta elde etti. 

Trablusgarb savaşı devam ederken Balkan savaşı çıktı. Hükümet Trablusgarb’taki subayları geri çağırdı. Mustafa Kemal bu çağrı üzerine İstanbul’a döndü. Bu sırada Bulgar kuvvetleri Çatalca’ya kadar gelmiş ve tüm Balkanlar kaybedilmişti. Mustafa Kemal doğup, büyüdüğü Selanik’inde içinde bulunduğu Balkanların kaybedilmesine çok üzüldü. Kendisine Gelibolu yarımadasında bulunan kolorduda görev verildi (Bahr-i Sefid Boğazı Kuvay-i Mürettebesi komutanlığı harekat şubesi müdürlüğü). Mustafa Kemal, adı ileride Bolayır kolordusu olarak değiştirilen birliklerle 2.Balkan savaşına katıldı. Edirne’nin Bulgarlardan geri alınmasında etkili oldu. 

Mustafa Kemal Balkan savaşlarından sonra Sofya’ya askeri ateşe olarak atandı. Sofya askeri ataşeliği sırasında; Kısa süre önce Osmanlı devletinden ayrılan Balkan ülkelerinin siyasi,askeri ve ekonomik yapılarını inceledi. Bulgar meclisine sık, sık giderek çalışma düzenlerini tanımaya çalıştı. Milliyetçi düşünce ve demokratik rejimlerin Balkan ülkelerini güçlendirdiğini tespit etti. Osmanlı imparatorluğunu bir Türk devletine dönüştürme düşüncesi daha da güçlendi. Sofya da görev yaparken Fransız ihtilali ile ilgili bol miktarda kitap okudu.

Mustafa Kemal Sofya da askeri ateşe iken I.dünya savaşı çıktı. Mustafa Kemal Harbiye nazırı Enver paşaya yazdığı mektuplarda Osmanlı devletinin birinci dünya savaşına girmemesini, girmek zorunda kalır ise geç girmesi konusunda fikirlerini iletti. Ancak bu uyarılar dikkate alınmadı ve Osmanlı devleti savaş katıldı. Bunun üzerine harbiye nazırı Enver paşaya mektup yazarak orduda aktif görev istedi. Bu mektupta, “Arkadaşlarım muharebe cephelerinde , ateş hatlarında bulunurken, ben Sofya da askeri ataşelik yapamam.”dedi. 

Mustafa Kemalin ısrarı üzerine kendisine Tekirdağ da yeni kurulan 19.Tümen komutanlığı görevi verildi.Mustafa Kemal büyük gayretlerle yeni bir tümeni savaşa hazırlamaya çalıştı. Kısa süre sonrada 19. Tümen Çanakkale cephesine gönderildi. Mustafa Kemal 19. Tümen ile Arı burnu bölgesinden çıkartma yapan düşman birliklerini Conk bayırında durdurdu. Mustafa Kemal Gelibolu yarımadasında gerçekleşen Conkbayırı, Arı burnu, Anafartalar muharebelerinde büyük başarılar elde etti. Çanakkale muharebelerinde en kritik anda Mustafa Kemal Anafartalar grup komutanlığını üstlendi. Anafartalarda 100.000 dolayında kuvvete komuta ederek düşmanı yenilgiye uğrattı. Düşman Anafartalar yenilgisinden sonra Çanakkale den ayrıldı. Mustafa Kemalin Çanakkale de elde ettiği başarı kendisinin Türk ve dünya kamuoyu tarafından tanınmasına sebep oldu. Çanakkale de elde ettiği başarı Kurtuluş savaşının lideri olmasına sebep oldu.

Mustafa Kemal Çanakkale savaşlarında Albay rütbesine yükseldi ve Edirne’de bulunan 16.Kolordu komutanlığına atandı. Kısa süre sonra 16.Kolordu Diyarbakır’a gönderildi. Mustafa Kemal Kafkas cephesinde Ruslara karşı savaşa girerek Muş ve Bitlis’i geri aldı. Bu cephede görev yaparken generalliğe terfi etti.

Mustafa Kemal 18 mart 1917 tarihinde Diyarbakır’da bulunan II.Ordu komutanlığına atandı. Mustafa Kemal kısa süre sonra da Yıldırım orduları denilen kuvvetler içerisinde yer alan VII.Ordu komutanlığına atandı. Ancak Yıldırım orduları komutanı Alman generali Falkenhayn ile anlaşamadı. Alman Generali, Türk ordusunu Almanya’nın çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışıyordu. Askeri planları Türk ordusunun itilaf devletlerinin kuvvetlerini oyalaması ve bu kuvvetlerin Almanya’ya karşı kullanılmaması hedefine yönelikti. Mustafa Kemal Alman generalinden duyduğu rahatsızlığı harbiye nazırı Enver paşaya iletti. Alman generalinin görevini Enver paşanın üstlenmesini istedi. Ancak Enver paşa Almanlara dur diyecek konumu kaybetmişti. Alman yardımı olmadan harbi yürütmenin imkansız olduğunu düşünüyordu. Bu gelişmeler üzerine Mustafa Kemal paşa VII.Ordu komutanlığından istifa edip İstanbul’a döndü.

Mustafa Kemal 1917 yılında veliaht Vahdettin efendiye yaver tayin edildi ve Veliahtla birlikte Almanya gezisine katıldı. Mustafa Kemal bu gezi sırasında geleceğin padişahını yakından tanıdı ve yakınlık kurdu. Mustafa Kemal Almanya gezisi sırasında savaşı ittifak devletlerinin kazanma şansının bulunmadığını Alman komutanlara açıkça söyledi.

Mustafa Kemal harbiye nazırı Enver paşa tarafından 7 Ağustos 1918 tarihinde VII.Ordu komutanlığına tekrar atandı. Mustafa Kemalin Suriye, Filistin cephesine gelmesinden kısa süre sonra İngilizlerin taarruzu başladı. Yıldırım orduları bozguna uğradı ve geri çekildi. Mustafa Kemal VII.Orduyu düzenli olarak Halep’in kuzeyine kadar çekti ve yeni bir savunma hattı oluşturup İngilizleri durdurdu. Bu sırada Mondros ateşkesi imzalandı. Mustafa Kemal ateşkesten sonra Alman generali Liman Von Sanders’in yerine Yıldırım orduları komutanlığına atandı. Bir hafta sonra Yıldırım orduları dağıtıldı ve Mustafa Kemal İstanbul’a çağrıldı.

Mustafa Kemal I.Dünya savaşının en başarılı Türk generali idi. Mustafa Kemal paşa Mondros ateşkesinden sonra yeni bir Türk devleti kurmak için Anadolu’ya geçti ve kurtuluş savaşını başlattı. 1919-1922 tarihleri arasında Misak-ı Milli sınırlarından düşmanı çıkartmak için kurtuluş savaşını yürüttü ve başarıya ulaştırdı. Kurduğu yeni Türk devletini Lozan anlaşması ile dünya devletleri tanıdı. 1923-1938 tarihleri arasında TBMM tarafından dört defa Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı olarak Türk milletini çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkartmak amacına yönelik inkılaplar yaptı. 

Mustafa Kemal tarihe 20. yüzyılın en büyük asker, devlet kurucusu ve inkılapçı liderlerinden birisi olarak geçti.


Askerlik Hayatı:

Atatürk’ü büyük bir lider olarak tarih sahnesine çıkartan askeri başarıları olmuştur. Askerlik hayatı boyunca Trablusgarb, II.Balkan, I.Dünya savaşı ve Kurtuluş savaşlarına katılmıştır. Bu savaşlarda elde ettiği başarılar kendisinin askeri bir dahi olarak tanımlanmasına sebep olmuştur.

Mustafa kemal bir kurmay subay olarak sürekli kendisini yenilemiş, bu sayede katıldığı tüm savaşlarda başarılar kazanmıştır. Mustafa Kemal komutan olarak hiçbir zaman sorumluluk almaktan çekinmemiştir. Çanakkale savaşları sırasında rütbesi yeterli olmamasına rağmen Anafartalar grup komutanlığını üstlenmiş ve düşmanı yenilgiye uğratmıştır. Çanakkale de Türk askerlerine verdiği şu emir “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölene kadar yerimizi başka komutunlar, askerler alabilir”. Mustafa Kemalin neden başarılı bir komutan olduğunu açıklar. Başarılarının sırrını; Akıl, bilgi, disiplin, kahramanlık, sorumluluk almak ve taşımak, vatanseverlik kelimelerinde aramak gerekir. Mustafa Kemal paşa Çanakkale de elde ettiği başarı ile Türk ordusunun iyi sevk ve idare edildiği takdirde ne büyük işler başarabileceğini ispatlamıştır.Atatürk’e göre; muharebede kuvvetten çok, kuvveti amaca uygun sevk ve idare etmek önemlidir.

MUSTAFA KEMAL PAŞA KURTULUŞ 
SAVAŞI KOMUTANLARIYLA
 


Mustafa Kemalin esas siyasi hayatı 19 Mayıs 1919 da Samsun’a ayak basması ile başlamıştır. Mustafa Kemal Anadolu’ya milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurmak için gelmiştir. 23 Nisan 1920 de Ankara da TBMM nin temellerini atmıştır. Mustafa Kemal kurtuluş savaşı ile hem vatanı kurtarmış hem de saltanat idaresine son vermiştir. 

Mustafa Kemal hem bir devlet kurucusu hem de büyük bir inkılapçıdır. 1923-1938 yılları arasında çağdaş, milli, demokratik ve laik karakterli bir devlet düzeni için inkılaplar yapmıştır. Mustafa Kemalin siyasi hayatı Türk milletini çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkartma mücadelesi içinde geçmiştir.


Atatürk’ün Karşılaştığı Güçlükler:

Mustafa Kemal öğrencilik, komutanlık ve siyasi hayatı boyunca bir çok güçlükle karşılaştı. Mustafa Kemal daha ilkokulda iken babasını kaybetmişti. Bu olay Mustafa Kemalin ailesini ekonomik sıkıntıya sürükledi. Mustafa kemal zor şartlar altında tahsilini sürdürdü. Küçük yaşta ailesinin liderliğini üstlenmek zorunda kaldı. 

Mustafa Kemal siyasi düşünceleri yüzünden komutanlık görevine başlamadan tutuklandı ve birkaç ay hapis yattı. Komutanlık yıllarında iyi eğitilmiş ve sıra dışı görüşleri olan bir kurmay subay olarak ordu içinde engellemelerle karşılaştı. İyi eğitilmemiş ve disiplinsiz davranışları olan subaylarla mücadele etmek zorunda kaldı. Ancak bilgisi, zekası ve azmi sayesinde her görevde zorlukların üstesinden gelmeyi başardı. Mustafa Kemalin 1911-1922 tarihleri arasındaki yaşamının önemli bir kısmı savaş meydanlarında geçti. İnsan hayatında savaştan daha büyük bir güçlük olamaz. Savaşta acı, gözyaşı, barut ve ceset kokusu vardır. Mustafa Kemal paşa Çanakkale savaşlarını hayatının en acı anı olarak tanımlamıştır. Bu savaşta hayatını kaybeden Türk çocukları onu derinden üzmüştür. 

Mustafa Kemal kurtuluş savaşı yıllarında hem askeri hem de siyasi güçlüklerle karşılaşmıştır. Milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurma düşüncesini uzun zaman sır olarak saklamak zorunda kalmıştır. En yakın arkadaşları dahi milli egemenliğin önemini anlayamamışlardır. Mustafa Kemal TBMM ni açtıktan sonra bir yandan iç isyanlar, bir yandan da işgalci güçlerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. TBMM de çok farklı fikirlere sahip milletvekillerinin eleştirilerine uğramış ve onları ikna etme mücadelesi vermiştir. 

Mustafa kemal paşa Türkiye’yi çağdaşlaştırmaya yönelik inkılapları yaparken de güçlüklerle karşılaştı. En yakın arkadaşları kendisinden ayrılıp farklı bir parti kurdular. Hatta İzmir suikast girişiminde olduğu gibi hayatına dahi kast edenler çıkmıştır. 

Mustafa Kemal paşa karşılaştığı güçlükleri;azmi, sabrı, zekası ile tek, tek aşmıştır. Her engel Mustafa kemalin mücadele azmini kuvvetlendirmiştir. Bilgi ve tecrübesini artırmıştır. Mustafa Kemal paşaya göre; hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta iki şey vardır: galip olmak, Mağlup olmak. Hayat bir ilerleme ve dinamizm kaynağıdır. İnsan ona kendini uydurmak mecburiyetindedir. 

Mustafa Kemalin zorluklar karşısındaki direnci, vatan ve milletine karşı duyduğu sorumluluktan kaynaklanmıştır.

2-Atatürk’ün Kişisel Özellikleri ve Çeşitli Yönleri:

İnsanların kişisel özellikleri; aldıkları eğitim, yaşadıkları sosyal çevre ve doğuştan sahip oldukları niteliklerin bir araya gelmesi ile şekillenir.

Mustafa Kemal Atatürk hem Türk tarihinin hem de insanlık tarihinin en büyük liderlerinden birisiydi. Mustafa kemalin tarihi kişiliğinde en dikkat çeken özelliği çok yönlü olmasıdır. Esas mesleği olan askerlikte üstün başarılar elde ettiği gibi siyasi liderlik ve fikir alanlarında da başarılı olmuştur. Mustafa Kemalin Osmanlı devletin yıkıntıları arasında yeni bir Türk devleti ortaya çıkarması ne kadar etkili bir lider olduğunu gösterir.Yeni Türk devletini çağdaşlaştırmak için kimsenin yapmaya cesaret edemediği inkılapları yapması hem liderlikteki başarısını, hem de fikir adamı olarak geni,ş bir ufka sahip olduğunu gösterir. Mustafa Kemal hem sorunları tespit eden hem de sorunlara çözüm bulan liderdi. Hem bir ihtilalci, hem de bir inkılapçı idi. Toplumun çağdaşlaşması hamlesinde bir öğretmen rolünü üstlenmişti. Esas mesleği askerlik olmasına rağmen Liselerde okutulması için Geometri ve Tarih kitapları yazabilmiştir. Yapılan inkılaplarla vatandaşların sahip oldukları hakları öğrenebilmeleri için “Vatandaş için medeni bilgiler” adlı hukuk bilgilerini içeren kitap yazmıştır. Mustafa kemal yalnız bu günü değil , geleceği de görebilen bir liderdi. Bu açıklamalar Mustafa Kemalin başarılı ve çok yönlü bir lider olduğuna dair bir ön fikir verir. Peki Mustafa Kemali etkili ve başarılı bir lider yapan faktörler nelerdir?

Bu sorunun cevabını öncelikle aldığı eğitim ve sahip olduğu zekaya dikkat çekerek açıklamak gerekir. Mustafa Kemal Osmanlı devletinin batı tarzında açtığı yeni ve çağdaş okullarda çok iyi bir eğitim almıştır. Okuduğu Selanik askeri rüştiyesi, Manastır askeri idadisi, Kara harp okulu ve Harp akademileri çağdaş eğitim veren okullardı.Osmanlı yöneticileri İmparatorluğun varlığını korumak için bu okullara geniş imkanlar vermişlerdi. Devletin en yetenekli öğretmenleri bu okullarda görev yapıyorlardı. Avrupa’dan getirilen uzmanlardan yararlanılıyordu. Müfredat programları batılı devletler örnek alınarak düzenlenmişti. Osmanlı devleti askeri karakterli bir devletti. Bu nedenle harbiye de okuyan öğrencilere askerlik dışında felsefe, iktisat, Tarih ve siyaset dersleri de okutulurdu. II.Mahmut tarafından 1834 tarihinde açılan Mektebi Harbiye çağdaş fikirli ve yenilik yanlısı komutanlar devlet adamları yetiştirmekle ün salmıştı. Mustafa kemalin etkili bir lider olarak ortaya çıkmasında aldığı eğitim önemli bir rol oynamıştır. Manastır askeri idadisi Tarih öğretmeni Mehmet Tevfik beyin tarihi sevdirmesi Mustafa kemalde milliyetçi düşünceleri geliştirmiştir. Geçmişle bugünü değerlendirip geleceği planlamada gösterdiği başarı tarih okumasından kaynaklanmıştır. Matematik ve Geometrideki başarısı savaşlarda başarı kazanmasına katkı yapmıştır. Mustafa Kemalin öğrencilik yıllarında hitabetle ilgilenmesi komutan ve siyasetçi olarak toplulukları yönetmesini ve yönlendirmesini kolaylaştırmıştır. Demokratik rejimlerde iyi bir hatip olmadan saygın bir lider olmak mümkün değildir.

Mustafa Kemalin başarılarında üstün bir zekaya sahip olması da etkili olmuştur. Yerli ve yabancı çok sayıda bilim adamı Mustafa Kemalin dahi olduğu görüşünde birleşirler. Alman bilim adamı “Kant” dahiyi şöyle tanımlar: “Dahi, kaidelerin üstüne çıkarak, orijinal ve örnek olacak bir eser yaratandır” . Atatürk’ün hayatı boyunca yaptıkları bu tanıma uyar. Atatürk’ün üstün zekası , aldığı çağdaş eğitim ve yaşadığı tecrübelerle birleşmiş ve çok yönlü kişiliği ortaya çıkmıştır. Atatürk’ün tahsil ve meslek hayatındaki başarıları üstün zekaya sahip olduğunu ortaya koyar. Kurtuluş savaşını başlatıp, milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurması, ülkeyi çağdaşlaştırmak için yaptığı inkılaplar, normal zekaya sahip insanların yapacağı işler değildir. Ancak eğitimi yetersiz olan bir insanın zekası, tek başına bir anlam ifade etmez. 

Mustafa Kemalin başarılı olmasında genç yaşta edindiği tecrübelerde etkili olmuştur. 1905-1918 tarihleri arasında; Suriye, Lübnan, Filistin, Trablusgarb, Anadolu ve Balkanlarda değişik görevler yapmıştır. İttihat ve Terakki partisinde politika deneyimi kazanmıştır. Katıldığı savaşlar askerlik bilgilerini geliştirmiş ve milletini yakından tanımasına ortam hazırlamıştır. Genç yaşında üstlendiği ağır sorumluluklar liderlik yeteneklerini geliştirmiştir. İmparatorluğu yöneten liderlerin hayalci politikalarının iflası Mustafa Kemal de gerçekçi fikir yapısını olgunlaştırmıştır. Mustafa Kemalin başarılarının sebeplerinden biriside değişik bilim adamları ile ilgili kitaplar okuması ve sürekli kendini yenilemesidir. Mustafa Kemal cephede dahi kitap okurdu. Şu da unutulmamalıdır ki Büyük liderleri büyük milletler yetiştirir. Büyük liderler milletlerini hür bağımsız ve kalkınmış toplum haline getirir.


Atatürk’ün Fikir hayatı ve Eserleri: 

Atatürk’ün fikir yapısının şekillenmesinde aldığı eğitim, doğup büyüdüğü çevre 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında görülen siyasal akımlar etkili olmuştur. Mustafa Kemal çocukluk yıllarından itibaren yenilikçi fikirlerle tanışmıştır. Bunda Makedonya da Avrupa’dan gelen fikirlerin daha özgür yayılma ortamı bulması etkili olmuştur. II.Abdülhamit’in otoriter yönetimi Makedonya da yeterince etkili olamamıştı. Mustafa Kemalin çocukluk ve gençliğinin ilk yıllarını geçirdiği Selanik’te değişik ırk ve dinden insanlar yaşıyordu. Selanik’in Avrupa ile sıkı ekonomik ve kültürel ilişkileri vardı. Bu ortam Mustafa Kemalin çağdaş fikirlerle tanışmasında etkili olmuştur. 

Mustafa Kemalin fikir yapısı üzerinde Namık Kemal, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Mehmet Emin Yurdakul, Tevfik Fikret gibi aydınların görüş ve düşünceleri etkili olmuştur. Mustafa Kemal hürriyet ve vatanseverlik konusunda Namık Kemal’den etkilenmiştir. Matematik öğretmeninin kendisine verdiği Kemal adı, Namık Kemal’indir. Mustafa Kemal paşa 19 Mayıs 1919 tarihinde kurtuluş savaşı için Anadolu’ya geçtiği zaman Namık Kemalin şu mısralarını okuyordu:

Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini.

Yok imiş kurtaracak kara maderini.



Mustafa Kemal paşa bu mısraları şöyle değiştirmiştir:

Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini.

Çıkar elbet kurtaracak kara maderini.

Mustafa Kemal Milliyetçilik konusunda Ziya Gökalp’in görüşlerinden etkilenmiştir. Ziya Gökalp’in 1924 yılında ölümüne çok üzülmüştür. Ziya Gökalp için “Fikirlerimin babasıdır” sözünü söylemiştir. Ziya Gökalp’in Türkçülüğün esasları adlı eseri Atatürk’ün inkılapları üzerinde etkili olmuştur. 

Mustafa kemal Lise tahsilini yaparken Volter, Monteskö ve Jan Jak Russo gibi Fransız düşünürlerin eserleri ile tanışmıştır. Demokrasi, Cumhuriyet, laiklik, Milli egemenlik gibi fikirleri bu düşünürlerden öğrenmiştir. 

Mustafa Kemal lider olarak Napolyon ve Fatih Sultan Mehmet’i beğenirdi.Ancak Napolyon’u milletinin kaynaklarını gereksiz harplere harcadığı için eleştirirdi. 

Mustafa kemal çok okuyan bir liderdi. Hayatı boyunca okuduğu kitap sayısı on bin dolayındadır. Okuduğu kitapların özetini kitapların baş sayfalarına yazmıştır. Mustafa Kemal paşa çevresini de okumaya teşvik ederdi. Yemeklerde dahi arkadaşları ile bilimsel tartışmalar yapardı. 

Mustafa kemal paşa en çok tarih kitapları okumuştur. Onun siyasal konulardaki isabetli teşhisleri tarih bilgisinin derinliğinden kaynaklanmıştır. 

Mustafa Kemal paşa görüş ve düşünceleri ile Türk devlet ve toplumunu her alanda çağdaşlaştırmıştır. Düşünceleri dünya toplumlarını da etkilemiştir. 

Atatürk’ün akla, bilime, tarihi birikime ve gerçeklere dayanan görüşleri bu günde devletimizin dayandığı temelleri oluşturmaktadır.

Atatürk hayatı boyunca bir çok eser yazmıştır. Mustafa Kemal General Litzman’ın “Takımın muharebe talimi” adlı eserini Türkçe’ye çevirmiştir. Atatürk’ün “Zabit ve komandan ile hasbihal” , “Cumalı ordugahı” “Tabiye tatbikat seyahatı” ve “Bölüğün muharebe talimi” adlı askerlikle ilgili eserleri de bulunmaktadır. 

Atatürk’ün önemli eserlerinden biriside Nutuktur. Atatürk Cumhuriyet halk fırkasının ikinci büyük kurultayında 1919-1927 yılları arasında yaptığı ve yaşadığı olayları 15-20 Ekim tarihinde anlatmıştır. Nutuk 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıktım cümlesi ile başlar, Gençliğe hitabe ile biter.

Atatürk liselerde okutulmak üzere 1929-1930 yıllarında “Vatandaş için medeni bilgiler” adlı eseri yazmıştır. Yine 1930-1931 yıllarında liselerde okutulacak dört ciltlik tarih kitaplarının bazı bölümlerini kendisi yazmıştır. Atatürk 1936-1937 yıllarında “Geometri” adlı bir eser yazmıştır. Günümüzde kullanılan geometri terimlerinin çoğu (Açı, Dikdörtgen, Çember v.s.)Atatürk tarafından dilimize kazandırılmıştır.


Vatanseverliği:

Mustafa kemal öğrencilik yıllarında şiirlerini okuduğu Namık Kemal’in vatanseverliğinden etkilenmiştir. Mustafa Kemal Osmanlı imparatorluğunun hızla dağılmakta olduğu dönemde yaşama başlamıştır. Bu dönemde Türk milliyetçiliği fikri beraberinde Türk vatanı kavramını da ortaya çıkarmıştır. İmparatorluktan ayrılmak isteyen milletlerin Türklere karşı silaha sarılması, Türklerin bir çok bölgeden göç etmek zorunda kalması Mustafa kemalde milliyetçi duyguları geliştirmiştir. 

Mustafa Kemal hayatını ortaya koyarak Kurtuluş savaşını başlatmıştır. Onu bu olaya sürükleyen içindeki vatan sevgisidir. Atatürk’ün vatan sevgisini ifade eden bazı sözleri şunlardır:

“Türklerin vatan sevgisi ile dolu olan göğüsleri, düşmanların melun ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir”. 

“Bu vatan çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır.”


İdealistliği ve Gerçekçiliği:

Yeryüzünde yaşayan her insanın idealleri vardır. İnsanların idealleri; eğitim durumlarına, sosyal çevrelerine, ve yaşlarına göre değişim gösterir. Bir çok insan kendi mutluluğuna yönelik idealler benimser.

Mustafa kemalin gençlik yıllarından beri taşıdığı ideal, çökmesi kaçınılmaz olan Osmanlı devleti toprakları üzerinde milli egemenliğe dayalı yeni bir Türk devleti kurmaktı. Türk milletinin hür, bağımsız ve kalkınmış bir toplum haline getirmekti.

Mustafa Kemalin idealistliği gerçekçiydi. Akla, bilime ve tarihi tecrübelere dayanıyordu. Mustafa Kemal hayatı boyunca ideallerini gerçekleştirmek için mücadele etti. Bunda da başarılı oldu. İdealistliği ve gerçekçiliği ile ilgili bazı sözleri şunlardır:

“Büyük davamız en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarda değil düşüncelerinde de hakiki inkılap yapmış olan büyük Türk milletinin dinamik idealidir”. 

“Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz”.

“Bizim yolumuzu çizen içinde yaşadığımız yurt bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir. 

“Efendiler, büyük hayaller peşinde koşan, yapamayacağımız şeyleri yapar gibi görünen sahtekar insanlardan değiliz”.


Mantıklılığı:

Mustafa kemal öğrencilik yıllarından itibaren Avrupa da gelişen akılcı felsefeye ait eserler okumuştur. Özellikle Fransız düşünürü Ogüst Comte’un düşüncelerinden etkilenmiştir. Akılcı düşünceyi tanıyıp olayları zekası ile sorgulaması, mantıklı kararlar almasına ve uygulamasına sebep olmuştur. Matematik dersine olan ilgisi kuvvetli bir mantığa sahip olmasına katkı yapmıştır.

Atatürk’ün şu sözü akıl ve mantığa verdiği önemi gösterir: “Bizim akıl, mantık, zeka ile hareket etmek şiarımızdır. Bütün hayatımızı dolduran vakalar bu hakikatin delilidir”.


İleri Görüşlülüğü:

Devlet yöneticileri için geçmiş ve bu günün bilgilerinden yararlanarak geleceği planlamak son derece önemlidir. Mustafa Kemal paşa keskin zekası ve bilgi birikimini kullanarak gelecekte olacaklarla ilgili isabetli düşünceler açıklamıştır.Mustafa Kemal paşa Osmanlı devletinin çökeceğini yapılması gerekenin Türklerin çoğunlukta bulunduğu topraklarda yeni bir devlet kurmak olduğunu 1905 yılında açıklamıştır. Sömürgeci devletlerin çökeceğini ve mazlum milletlerin bağımsızlıklarını kazanacağını 1933 yılında açıklamıştır. Bu görüş II.Dünya savaşından sonra gerçekleşmiştir. 

Atatürk’ün şu sözü ileri görüşlü olmaya verdiği önemi gösterir: “Yolunda yürüyen bir yolcunun, ufku görmesi kafi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi lazımdır.”

Mustafa Kemal paşa Erzurum kongresi devam ederken Mazhar Müfit beye; düşmanın üç yıl sonra vatandan atılacağını açıklamıştı. Yunan ordusu 1922 yılında denize döküldü ve Atatürk’ün öngörüsü doğru çıktı. Atatürk Amerikalı general Mac Arthur’la 1932 yılında yaptığı görüşmede; Versay anlaşmasının II.Dünya savaşının tohumlarını attığını, Almanya’nın tüm Avrupa’yı ele geçirebilecek bir orduyu kısa sürede kurabileceğini, savaşın 1940-1945 arasında çıkacağını, harpte Amerikanın tarafsız kalamayacağını harbin galibinin ise Rusya olacağını açıklamıştır. Bu öngörü harfiyen doğru çıkmıştır.


Çok Cephelilik: 

Mustafa kemal çok yönlü bir liderdi. Komutan, siyasetçi, devlet kurucusu, inkılapçı, düşünür ve yazar gibi özelliklere sahipti. Mustafa kemal hem fikir üreten düşünür, hem de düşündüklerini siyasi hayatta uygulayan inkılapçıydı. Tarih kitabı yazacak kadar tarih bilgisi vardı. Dil inkılabı sırasında “Güneş dil teorisi” ni ortaya atmıştı. Yeni alfabeyi halka öğretmek için tahta başında öğretmenlik yapmıştı. Opera, Bale, Heykel, gibi sanatların Türkiye de gelişmesine öncülük yapmıştı. Askerlik , siyaset ve liderlik alanlarındaki başarılarını anlatmaya gerek yoktur.


Yöneticilik ve Liderliği:

Mustafa Kemal paşanın askerlik ve siyasi hayatında gösterdiği başarılar, liderlik sanatını iyi bilmesinden kaynaklanmıştır. Mustafa kemal paşa; doğruluğa, dürüstlüğe, cesarete, sorumluluk almaya, yapacağı işlerin zamanlamasına önem veren bir liderdi. 

Bilim adamları üç tür liderlik olduğunu açıklar. Bunlar; İrsi liderlik, Demokratik liderlik ve Karizmatik liderliktir. Mustafa Kemal paşa üstün başarıları, bilgisi ve idealistliği ile bir kargaşa ortamında lider olarak ortaya çıkmıştır. Bu yönü ile Karizmatik bir liderdir. Ancak kurtuluş savaşının ilerleyen yıllarında halk oyu ile millet vekili seçildiği için demokratik lider konumuna ulaşmıştır. Karizma üstün niteliklere sahip olmayı ifade eder. 

Mustafa Kemal paşa diktatör tipi bir lider değildi. Hukuka ve meşruluğa büyük önem verirdi. Milli iradeye saygılıydı. Kurtuluş savaşında tüm kararların TBMM nde alınmasını sağlamıştır. Meclisteki değişik düşüncelere saygılı olmuştur.

Mustafa Kemal paşanın milli mücadele de ulusal iradeye dayalı yeni bir yönetim oluşturması, Türk milletini TBMM si etrafında toplanması ve Türk ordusunu yeniden oluşturması birer liderlik şaheseridir.

Mustafa Kemal Yarbay rütbesi ile Anafartalar da yüz bin kişilik orduyu sevk ve idare edebilmiştir. Demokratik meclisler aracılığı ile radikal inkılapları yapabilmiştir. Tarihçiler Mustafa Kemal paşayı “otoriter demokrat” olarak tanımlarlar.

Atatürk’ün yöneticilik ve Liderlik ile ilgili bazı sözleri:

“Benim her emrim yapılır. Çünkü benden yapılmayacak emirler çıkmaz.”

“Bir işi zamansız yapmak, o işi bozmak, başarısızlığa uğratmak olur. Her şey sırasında ve zamanında yapılmalıdır.”

“Büyük kararlar vermek kafi değildir. Bu kararları cesaret ve kesinlikle tatbik etmek lazımdır.”

“her an tarihe karşı, cihana karşı hareketlerimizin hesabını verebilecek bir vaziyette bulunmak lazımdır.”



Gurura ve Ümitsizliğe yer Vermemesi:

Mustafa Kemal paşa başarılarından sonra övünmekten ve başarılarını yeterli görmekten hoşlanmazdı. Kendisine yeni bir hedef belirlerdi. Yunan ordusu büyük taarruz hareketi ile Anadolu’dan atıldığı dönemde çevresinde bulunanlar savaşın bittiğini söyleyince hayır esas savaşımız şimdi başlıyor sözünü söylemişti. Burada kast ettiği yeni savaş; cehaletle, yoksullukla ve ülkenin geri kalmışlıktan kurtarılmasıyla mücadeleyi ifade ediyordu. Mustafa Kemal paşa askerlik ve siyasi hayatında elde ettiği başarıları hep milletine mal etmiştir. Ban yaptım dememiş ,Türk milleti yaptı demiştir. Ferdi kahraman olmayı istememiştir. 

Mustafa Kemal paşa karşılaştığı zorluklar karşısında da ümitsizliğe düşmezdi. Karşılaşılan zorluğu aşmak için derhal yeni bir plan ve strateji geliştirirdi. Birlikte çalıştığı kadrolara ümit ve cesaret aşılardı. Kurtuluş savaşı yıllarında aydınların önemli bir kısmı orduları dağıtılmış, genç nüfusu azalmış, yokluk-kıtlık içerisinde bulunan , ağır dış borcu olan savaş yorgunu ve toprakları yer,yer işgal edilmiş konumda bulunan ülkenin kurtuluşunu bir büyük devletin himayesine girmekte görüyorlardı. Mustafa kemal paşa bu olumsuzluklardan ümitsizliğe kapılmadı. Türk milletine güvenerek Anadolu’ya geçti ve ulusal kurtuluş savaşını başlattı. Erzurum ve Sivas kongrelerini topladığı günlerde Erzurum da bir emekli binbaşının, Sivas’ta da müftünün verdiği paralarla maiyetindekilerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştı. Bütün bu imkansızlıklar onda ümitsizlik meydana getirmedi. Çevresinde bulunanlara başarılı olunacağına dair ümit aşıladı. Komutanlara , aydınlara ulusal bir hedef gösterdi. Atatürk’ün bu konu ile ilgili bazı sözleri şunlardır:

“Muvaffakiyetlerde gururu yenmek, Felaketlerde ümitsizliğe mukavemet etmek lazımdır.”

“Para vardır veya yoktur, ister olsun , ister olmasın, ordu vardır ve olacaktır.”

“Büyüklük odur ki hiç kimseye eğilmeyeceksin , hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için hakiki mefkure ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır , asla irkilmeyeceksin. Önüne sayısız engeller yığacaklardır, Kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, Bunu diyenlere güleceksin.”

“Bir insan hayatında büyük bir muvaffakiyet gösterebilir. Fakat yalnız onunla övünerek kalmak isterse, o muvaffakiyette unutulmaya mahkumdur.”
 

3-Kendisinde Atatürkçü Düşünce sisteminin Oluşmasına sebep Olan Etkenler:

Atatürkçülük her çağda, çağdaş olmaktır. Bu düşünce sistemi her hangi bir ideolojinin taklidi olmayıp Türkiye’nin kendi şartlarından doğmuş ulusal bir modernleşme ideolojisidir. Atatürkçülük, Türk milletini tam bağımsız ve her çağda çağdaş olan bir toplum olarak yaşatmak ister. Atatürk ilke ve inkılaplarının tamamı Atatürkçü düşünceyi oluşturur. Atatürkçülük değişmez kalıplar içeren bir ideoloji olmayıp, yenileşmeye ve değişime açık bir düşünce sistemidir. Atatürkçülük; akla , bilime, insanlığın ve Türk milletinin tarihi tecrübelerine dayanır. 

Osmanlı devleti 19. yüzyılda Fransız ihtilalinin yaydığı Milliyetçilik fikri ve büyük devletlerin sömürgecilik rekabetlerinin etkisi ile hızla dağılmaya başladı. Osmanlı devleti tek başına varlığını koruma yeteneğini kaybetti. Büyük devletler arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanarak denge siyaseti uygulamaya çalıştı. Bir büyük devletin desteğini alabilmek için o devlete geniş ekonomik ayrıcalıklar(Kapitülasyon) tanıdı. Osmanlı devleti bu ayrıcalıkları etkisi ile Avrupa sanayisinin açık pazarı haline geldi. Yerli sanayi çöktü. Avrupa devletleri ile işbirliği yapan azınlıklar güçlenirken Türk-Müslüman halk sanayi ve ticari faaliyetlerden uzaklaştı.Avrupa da gerçekleşen sanayi inkılabını Osmanlı devleti yakalayamadı. Bu yüzyılda mali sıkıntıları aşmak için dış borç almaya başladı. Ancak bir süre sonra dış borçlar ödenemedi. Avrupalı devletler 1881 de Düyun-u Umumiye teşkilatını kurarak alacaklarını tahsil etmeye başladı. Osmanlı devleti ekonomik bağımsızlığını kaybetti. 

Milliyetçilik fikrinin etkisi ile 1829 da Yunanlılar, 1878 de Sırp, kara dağ ve Romanya bağımsızlıklarını kazandı. Bu ulusların ayrıklıkçı hareketleri sırasında büyük çaplı iç ve dış savaşlar yaşandı. Osmanlı devleti devletin dağılmasını önlemek için yoğun ıslahatlar yaptı. Ancak bu ıslahatlar ülkenin dağılmasını önleyemedi. Aydınlar ülkenin dağılmasını önlemek için Osmanlıcılık, batıcılık, Türkçülük ve İslamcılık gibi fikirler savundular. Osmanlıcılık fikrini savunan Jön Türklerin mücadeleleri sonucunda 1876 da meşrutiyet idaresi kuruldu. Ülkede din, mezhep farklılıkları ortadan kaldırıldı. Ancak kısa süre sonra II.Abdülhamit meşrutiyete son verdi. 30 yıl devam edecek otoriter yönetim dönemini başlattı. Meşrutiyet taraftarları II.Abdülhamit ile tarihi bir mücadeleye girdiler. Bu mücadele sonucunda 1908 yılında meşrutiyet tekrar yürürlüğe kondu. Osmanlıcılık ve İslamcılık fikirleri ülkenin dağılmasını önleyemedi. Bu olay II.Meşrutiyet döneminde Türkçülük akımının ortaya çıkmasına sebep oldu. Türkçüler Osmanlı devletinin kurtuluşunu Türk ırkına dayalı bir yapıya dönmede gördüler. Bir an önce Türk milletinin birleştirilmesini talep ettiler. Osmanlı devleti Trablusgarb, balkan ve I.Dünya savaşlarından sonra çöktü. Mondros ateşkesinden sonra Anadolu da işgale uğradı. İmparatorluğu koruma mücadelesinde Türk milleti genç nüfusunu büyük oranda kaybetti. Maddi servet kaynakları eridi. En son Anadolu’nun işgali ile bağımsızlığına , varlığına sömürgeci devletler son vermek istediler. 

Osmanlı devletinin dağılmayı önlemek ve devleti güçlendirmek için yaptığı ıslahatlar her alanda ikilik yarattı. Bu nedenle de istenilen sonucu vermedi.Çünkü eski ile yeni yan yana bulunduğu için yenilikler başarıya ulaşamadı. 

Bütün bu anlatılanlar Mustafa Kemalin düşünce yapısını şekillendirdi. İmparatorluğun çöküşü, milli devletin kurulmasını zorunlu hale getirdi. İmparatorluğun son dönemde ekonomik bağımsızlığını kaybetmesi tam bağımsız devlet düşüncesini ortaya çıkardı. Saltanat idaresinin milletin varlığını, bağımsızlığını koruyamaması, milli egemenlik kavramının gerekliliğini ortaya koydu. Islahatların başarısızlığı inkılabın gerekliliğin anlaşılmasına neden oldu. Osmanlıcılık ve İslamcılığın başarısızlığı Türk milliyetçiliğinin benimsenmesini zorunlu kıldı. Bütün bunlar Atatürk’te , Atatürkçü düşünce sisteminin oluşmasında etkili oldu. 


Bu not 756 defa okundu. 0 yorum yapıldı.

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen ;)



Anket

Sitemizi değerlendiriniz..
Çok iyi
İyi
Orta
Kötü
Anket Sonuçları




Yeni Üyelik  |  Şifremi Unuttum

Üye çıkışı yapmak istediğinize emin misiniz?

Evet Eminim