Üye Girişi Şifremi Unuttum Üye Ol Foto Galerisi Video Galerisi İletişim

GY - GK Notları


KPSS Eğitim Bilimleri


MEB AKS


Öğretmen Dökümanları


Üst Kategori


T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 3

21 Şubat 2018

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA OSMANLI DEVLETİNİN DURUMU:

1-Mondros Ateşkes Anlaşması ve Önemli Maddeleri, Ateşkes Anlaşmasının Osmanlı Devleti Üzerindeki Etkileri ve Sonuçları:

1918 yılı ortalarında I.dünya savaşının itilaf devletlerince kazanılacağı anlaşılmaya başlandı. ABD nin itilaf devletleri grubunda savaşa girmesi dengeleri değiştirdi. Almanya ABD kuvvetlerinin taarruzları karşısında başarılı olamadı. Müttefiklerine yeterince yardım gönderemez oldu. Avusturya-Macaristan içerisinde yaşayan çok sayıda ulus bağımsızlığını ilan etti. İttifak devletleri Wilson ilkelerini savaştan kurtulmak için bir fırsat olarak görmeye başladılar. Savaştan ilk çekilen Bulgaristan oldu (28 Eylül 1918). 

Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi Osmanlı devletinin Almanya ile kara bağlantısının kesilmesine sebep oldu. Bu ülkenin savaştan çekilmesi Osmanlı devletinin Trakya’daki topraklarının savunmasız kalmasına sebep oldu. İtilaf devletleri orduları her an Trakya üzerinden İstanbul’a girme fırsatını elde ettiler. Osmanlı orduları Filistin-Suriye cephesinde büyük bir bozgun yaşadı. Bu gelişmeler ittihat ve Terakki hükümetinin savaşı kazanma ümitlerini kaybedip 8 Ekim 1918 de istifa etmesine sebep oldu. Yeni hükümeti ittihatçıların politikalarına karşı olan Ahmet İzzet paşa kurdu. 

Ahmet İzzet paşa ülkeyi bir an önce savaştan çekmeye karar verdi. Yeni hükümet Almanya’dan önce ateşkes imzalanırsa itilaf devletlerinin daha hoşgörülü davranacağını düşünüyordu. Yeni hükümet Wilson ilkelerine güvenerek ateşkes için İngiltere’ye başvurdu. Bunun üzerine İngiltere’nin Akdeniz kuvvetleri komutanı Amiral “Arthur Calthorpe” Limni adasının Mondros limanında Osmanlı delegelerine randevu verdi. Osmanlı hükümeti adına Bahriye nazırı (Denizcilik bakanı) Rauf bey başkanlığında bir heyeti Mondros’a gönderdi. İngilizler Türk heyeti ile müzakere yapmadan şartlarını önceden hazırladıkları anlaşma metninin imzalanmasını istediler. Rauf bey çaresizlik içerisinde Mondros ateşkes anlaşmasını imzaladı (30 Ekim 1918).

 

ABD başkanı Wilson I.Dünya savaşına girerken savaştan sonra kurulacak dünya düzeni ile ilgili 14 temel prensip belirledi. Bu prensipleri bir barış bildirisi halinde ilan etti. Wilson bu ilkelerle gelecekte yeni bir savaşın çıkmasını önlemeyi ve adil bir dünya düzeni oluşturmayı amaçlıyordu. Sömürgeciliği çökerterek dünyada Amerika’nın etkinliğini artırmayı planlıyordu. Ayrıca ittifak devletlerine savaştan sonra adil bir düzen kurulacağı güvencesini vererek onların savaşı bırakmalarını sağlamayı amaçlamıştı. 

Bu ilkelerin önemli maddeleri şunlardır:

1-Savaştan sonra, yenen devletler yenilenlerden toprak ve savaş tazminatı almayacaklardı.

2-Devletler arasında gizli anlaşmalar yapılmayacak, tüm anlaşmalar açık olacaktı.

3-Devletlerin sınırları milliyet prensibine göre belirlenecekti. 

4-Dünya barışını korumak üzere milletler cemiyeti oluşturulacaktı.

5-Boğazlar bütün devletlerin ticaret gemilerine açık olacaktı. 

6-Osmanlı devletinin Türk nüfusunun çoğunlukta bulunduğu toprakları üzerinde egemenlik hakkı tanınacaktı. Osmanlı egemenliğinde bulunan diğer milletlere serbestçe kendi kaderini tayin hakkı tanınacaktı.

Wilson’un diğer ilkeleri Rusya, Avusturya, İtalya, Belçika, Fransa gibi devletleri ilgilendirir. 

UYARI: Wilson ilkelerinin temel amacı dünyada barış ve güvenliği sağlamaktı. Ancak savaştan sonra itilaf devletleri bu ilkelere uymadılar. İmzalatılan barış anlaşmalarında mağlup devletlerden savaş tazminatları ve toprak aldılar. Toprak alırken Manda, Tazminat alırken Onarım masrafı formüllerini kullandılar. Mondros’tan sonra Türklerin çoğunlukta bulunduğu Anadolu topraklarının işgali Wilson ilkelerine uyulmadığını gösterir. 


4-Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919):

Bu konferans I.Dünya savaşından sonra mağlup devletlere imzalatılacak barışın şartlarını belirlemek üzere toplanmıştır. Konferansın etkili devletleri İngiltere, Fransa, ABD, İtalya ve Japonya’dır. Konferansta mağlup devletlere imzalatılacak barış anlaşmalarının şartları tek taraflı olarak hazırlandı. Mağlup devletlerle ayrıntılı müzakereler yapılmadı. 

Paris barış konferansında itilaf devletleri arasında anlaşmazlıklar çıktı. Özellikle Osmanlı topraklarının paylaşımı konusunda taraflar anlaşmakta zorlandılar. Yunanistan konferansa sahte belgelerle başvurarak İzmir’in kendisine verilmesini istedi. Gizli anlaşmalarda İzmir İtalya’ya verilmişti. Konferansta güçlü bir İtalya’yı çıkarlarına aykırı gören İngiltere İzmir’in Yunanlılara verilmesini destekledi. Fransa ve ABD de İngiltere’ye katıldı. Bunun sonucunda İzmir Yunanistan’a verildi. İtalya bu kararı protesto ederek konferansı terk etti. 

Konferansta Fransa Almanya’nın tamamen yok edilmesini istedi. Ancak İngiltere Almanya’nın yok edilmesi ile Fransa’nın kara Avrupa’sının tek hakimi olmasından çekindiği için bu isteğe karşı çıktı. Bu olay İngiltere ile Fransa’nın arasını açtı. 

Paris barış konferansında Wilson ilkelerine uyulmadı. İngiltere ve Fransa Wilson ilkelerini kendi çıkarlarına aykırı buldular. Düzenlenen anlaşmalarda savaş tazminatı ve toprak kazançları elde ettiler. Anlaşmalarda devletlerin sınırları belirlenirken tarih, coğrafya ve milliyet kavramları dikkate alınmadı. Wilson ilkelerinden sadece milletler cemiyeti kurulması maddesi geçerlilik kazandı. 1920 yılında merkezi Cenevre olan bir Milletler Cemiyeti oluşturuldu. Bu cemiyetin amacı dünya barışını korumaktı. Ancak sömürgeci devletlerin kontrolü altına girdiği için bu görevini yerine getirememiştir. 1939 yılında II.Dünya savaşı çıkmıştır. 

Paris barış konferansında mağlup devletlere; Versay, Sen Jermen, Triyanon, Nöyyi ve Sevr barış anlaşmaları imzalatıldı. Konferansta en sona Osmanlı barışı kaldı. Bu olayın nedeni Osmanlı devletinin direnmesi değil, İtilaf devletlerinin Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda kendi aralarında anlaşmaya varamamalarıdır. 

UYARI: Paris barış konferansında imzalanan barış anlaşmaları uzun ömürlü olamamış ve dünya barışını kuramamıştır. Nedeni; anlaşmaların adil olmaması ve mağlup devletleri cezalandırma mantığı ile hazırlanmış olmasıdır. Bu anlaşmalarda sınırlar belirlenirken tarih ve milliyet kavramları dikkate alınmamıştır. Konferansta hazırlanan anlaşmalardan hiç uygulanamayan Sevr olmuştur. Türk milleti Mustafa Kemal liderliğinde ulusal kurtuluş savaşı başlatarak Sevr’in uygulanmasını engellemiştir. 


5-İzmir’in İşgali (15 Mayıs 1915):

Yunan başbakanı Venizelos Paris barış konferansına İzmir de Rumların Türklerden çok olduğunu gösteren sahte belgeler sundu. Wilson ilkelerine göre İzmir’in Yunanistan’a verilmesi gerektiğini açıkladı. Venizelos’un isteğini İngiltere, ABD ve Fransa uygun buldu. Halbuki gizli anlaşmalarda İzmir İtalya’ya verilmişti. Bu nedenle İtalya İzmir’in Yunanistan’a verilmesi kararına karşı çıktı ve konferansı terk etti. İngiltere ve Fransa İzmir de Türklerin Rumlardan çok olduğunu bildikleri halde Yunanlıların sahte belgelerini doğru diye desteklediler. Bu olayın temel sebebi İngiltere’nin doğu Akdeniz’deki çıkarları için güçlü bir sanayi devleti olan İtalya’yı tehlike olarak görmesidir. 


İtilaf devletleri İtalya’nın konferansı terk etmesi üzerine Yunan kuvvetlerini bir an önce İzmir’e çıkarmaya karar verdiler. İzmir’e her an İtalya’nın girmesinden çekiniyorlardı. İzmir’in işgalini Mondros ateşkesinin 7.maddesine dayandırdılar. Aydın vilayetinde Rumlar ve Türkler arasında çıkan küçük bir çatışma olayını Hıristiyanların güvenliğinin tehdit altında olduğu, bu nedenle İzmir ve çevresinin işgal edileceğini Osmanlı hükümetine bildirdiler. Bu bildiri ile Osmanlı hükümetinden Mondros ateşkes anlaşması gereği İzmir’in işgaline karşı çıkılmamasını ve bölgedeki birliklere bu konuda emir verilmesini istediler. 

 

İzmir halkı şehirlerinin işgal edileceğini öğrenince 14 mayıs 1919 tarihinde Bahri baba parkında büyük bir miting yaptılar. İşgale karşı mücadele edileceğini İzmir de Rumların değil Türklerin çok olduğunu dile getirdiler. Valiliğe giderek İzmir’in işgali planının doğru olup olmadığını sordular. İzmir valisi halkı yatıştırmak için böyle bir olay olmadığını açıkladı. 

 
<img data-cke-saved-src="http://1.bp.blogspot.com/_gmZ7SFOjKKo/SxHOFAIVLtI/AAAAAAAAAS4/lRncb_7Y9d4/s200/untitled.bmp" src="http://1.bp.blogspot.com/_gmZ7SFOjKKo/SxHOFAIVLtI/AAAAAAAAAS4/lRncb_7Y9d4/s200/untitled.bmp" style="-webkit-border-image:url(" data:image="" png;="" border:9px="" none;="" box-sizing:border-box;="" display:inline-block;="" height:auto;="" margin:10px="" auto;="" max-width:100%;="" padding:8px;="" position:relative"="">Yunan kuvvetleri İngiliz, ABD ve Fransız gemilerinin desteğinde 15 mayıs 1919 tarihinde İzmir Konak meydanından şehre girdiler. Yunan kuvvetlerini İzmirli Rumlar coşku ile karşıladılar. Papazlar askerleri kutsadı, Rum kızlar askerlere çiçekler dağıttı. Bu durumu izleyen “Hukuku Beşer gazetesi” baş yazarı Hasan Tahsin (Osman Nevres) Yunan askerlerine ilk kurşunu attı. Hasan Tahsin şehit edildi. Yunan askerleri İzmir de katliam ve yağmaya başladılar. Kendilerine karşı çıkılmadığı halde askeri kışlayı bombaladılar. Albay Süleyman Fethi bey tutuklanıp limandaki gemiye götürülürken yaşasın Venizelos (Zito Venizelos) diye bağırmadığı için işkence ile öldürüldü. 48 saatte iki bin dolayında İzmirli katledildi. 


Amiral Bristol Raporu:İzmir’in işgalinden sonra Ege bölgesinde Türk halkın silaha sarılması itilaf devletlerini telaşlandırdı. Türk milliyetçiliğinin harekete geçmesinden, bölgede top yekun bir harp başlamasından ve bu olayın diğer ulusları da etkilemesinden çekindiler. Bölgedeki olayları incelemek üzere Amerikalı Amiral Bristol başkanlığında bir inceleme hayati gönderdiler. Amiral Bristol 12 ekim 1919 da tarafsız bir rapor hazırlayarak itilaf devletleri hükümetlerine ve Paris barış konferansına gönderdi. Bu rapora göre;

*Mondros ateşkes anlaşmasından sonra İzmir ve yöresinde Hıristiyan halkın güvenliğinin tehlikede olduğuna dair barış konferansına yanlış bilgi verilmiştir. Bu bilgiyi vermiş olan kişiler ve hükümetler sorumludur. 

*İzmir ve çevresinde meydana gelen olaylardan Yunan kuvvetleri sorumludur. Bölgede çok sayıda suçsuz insan öldürülmüştür. 

*İzmir ve çevresinde Rumların Türklerden çok olduğu ile ilgili konferansa yanlış bilgi verilmiştir. Milliyet prensibine göre İzmir’in Yunanlılara verilmesi mümkün değildir. 

*Yunan askerlerinin derhal geri çekilmesi ve yerlerine itilaf devletleri kuvvetlerinin gönderilmesi gereklidir. Bölgedeki Türk çoğunluğun Yunan ilhakını kabul etmesi mümkün değildir. 

Amiral Bristol raporu Yunan işgalinin haksızlığını dünya kamuoyuna duyurmuştur. Türk kurtuluş savaşına uluslar arası hukukta haklılık kazandırmıştır. Yunanlıların bölgede Rum çoğunluğun bulunduğu yönündeki propagandalarını zayıflatmıştır. 



İzmir’in İşgalinin Siyasi Sonuçları:

Yunanlıların İzmir’i işgal edip bölgede katliam ve yağma yapmaları Kuvay-i milliye hareketinin başlamasına neden oldu. Bölge halkı vatanını, canını, malını ve namusunu korumak için Kuvay-i Milliye adlı silahlı birlikler oluşturarak Yunanlılara savaş açtı.

İşgal olayı Mustafa Kemal’in Türk milletini ulusal kurtuluş savaşına yöneltmesini kolaylaştırdı. Mustafa Kemal İzmir’in işgalinden 4 gün sonra samsuna çıkmıştı. Mustafa Kemal paşa ulusal heyecanı artırmak, ulusal güçleri harekete geçirmek ve milli bilinci uyandırmak amacıyla İzmir’in işgalini yurdun her tarafına duyurdu. Yayınladığı Havza genelgesi ile İzmir’in işgalinin protesto edildiği mitingler yaptırdı. 


6-Memleketin İç Durumu ve Kurulan Cemiyetler:

Mondros ateşkesinden sonra Türk toprakları yer, yer işgal edildi. Orduların büyük çoğunluğu terhis edildi. İtilaf devletleri Osmanlı hükümetini kontrol altına aldılar. Hükümet itilaf devletlerinden habersiz idari faaliyette bulunamaz oldu. Ekonomik çöküntünün etkisi ile devlet memurlarına maaş ödenmesinde sıkıntılar yaşandı. Hükümet itilaf devletlerinin kızdırmama, uysal davranma ve barış yolu ile ülkeyi kurtarma politikası izledi. Ülkede adalet ve güvenlik teşkilatları görevini yapamaz oldu. 

Bu ortamda çok sayıda yıkıcı, bölücü örgüt kuruldu. Azınlıklar Wilson ilkelerine dayanarak bağımsız devlet kurmak veya bir başka devletle birleşmek için örgütler oluşturdular. Kurdukları silahlı birlikler aracılığı ile Türk halka saldırılar düzenlediler. Bu saldırılarla itilaf devletlerinin Mondros ateşkesine dayanarak Türk topraklarını işgal etmelerini sağlamak istiyorlardı. Azınlıkların kurduğu örgütler işgalci devletlerle işbirliği içerisine girdiler. 

Mondros’tan sonra Türk-Müslüman halk tarafından da örgütler kuruldu. Türklerin kurduğu örgütlerin bir kısmı Milli varlığa zararlı, bir kısmı ise Milli örgütlerdi. Milli örgütler; Türk milletinin hak ve menfaatlerini, vatanını korumak amacıyla kurulmuştu. Milli varlığa zararlı olan örgütlerin bir kısmı ülkenin kurtuluşunu başka bir devletin himayesine girmekte, Bir kısmı da Padişahın ve halifenin etrafında toplanmakta görenlerce kurulmuştu. Bu örgütler Mustafa Kemal’in Milli örgütlere dayanarak başlattığı milli mücadeleye karşı çıkmışlardır. 


Bu not 763 defa okundu. 0 yorum yapıldı.

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen ;)



Anket

Sitemizi değerlendiriniz..
Çok iyi
İyi
Orta
Kötü
Anket Sonuçları




Yeni Üyelik  |  Şifremi Unuttum

Üye çıkışı yapmak istediğinize emin misiniz?

Evet Eminim