Üye Girişi Şifremi Unuttum Üye Ol Foto Galerisi Video Galerisi İletişim

KPSS GY - GK - Eğitim


Adaylık Kaldırma Sınavı


Müdür ve Müdür Yard.


MEB- Görevde Yükselme


Yurtdışı Öğretmenlik Sınavı


Testler > Türkçe > Paragrafta Ana Düşünce Testi 3

Soru 1
Genç yazarlarımız, öz Türkçe kelimelerin yeniliğine kapılıp, onları kullanınca yazıya yeni bir öz getirdiklerini sanıyorlar. Onların yazılarında pırıl pırıl elbiselerin altında, kalıplaşmış düşünceler buluyoruz. Boyayı biraz kazıtınca altında eski astar sırıtıyor. Yeniliğin böylesine ucuz elde edilmesi, birtakım kişilerin işini kolaylaştırdı. Söyleyecek tek sözü olmayanlar bile kaleme sarılıp, yaygın dille söylemekten utanacakları bayatlıkları, yeni kelimelerle öne sürmekten çekinmiyorlar.
Bu parçada yazarın asıl eleştirdiği aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2
Onunla ilk tanıştığımız günleri hatırlıyorum. Ben, müzisyenlerin, çalışma koşullarının ağırlığından dolayı dışa biraz kapalı olduğunu biliyordum. O, öyle değildi. Arkadaş canlısı, hareketliliği seven bir müzisyendi. Sizi kendisine yakın bulur bulmaz, sizinle dost olur. Duygularını, düşüncelerini anlatıverirdi. Çok konuşur, ama yapmadığı bir şeyi yaptığını asla söylemezdi. Sizin yanlışlarınızı görmezlikten gelir. Özür dilediğinizde, insanın her zaman hata yapabileceğini söylerdi. Oysa kendi-sine karşı acımasızdı. Çok küçük bir hatasını gözünde büyütür. Kendisini kınardı.
Aşağıdakilerden hangisi bu parçada söz edilen kişinin bir özelliği değildir?
Soru 3
Bazı Antepliler, öykülerimi okuyunca beni eleştirdiler. Kurmaca olduğunu düşünmeden, anlattığım kişilerin yaşayıp yaşamadığını sordular. Oysa Hacı Hüseyin de, Çete de, Şekerci Asım da öykü kahramanlarıdır. Elbette Hacı Hüseyin'de, çocukluğumun sinemacısı Nakip Ali'den izler vardır. Tıpkı öykülerin atmosferini oluşturan kentin Antep oluşu gibi… Ama ben Antep'le ilgili belgesel öyküler yazmadım.
Okuyucunun bu parçanın yazarının öykülerini eleştirmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 4
Eleştirmenler, benim için, edebi" derinliği olan yapıtlar yazmadı, dediler. Benim ömrüm boyunca gazete romanı yazdığımı unuttular. Gazete romanı ile, onun dışındaki romanı ayırmak gerekir. Gazete romanı yazan bir romancı her gün ilgi çekici bir olay bulmaya mecburdur. Romancı okuru alacak, sonuna kadar götürecektir. Edebi derinliğe iner inmez okurun ilgisini kaybeder. Yazdıkları okunmaz olur.
Bu parçanın yazarının aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?
Soru 5
Tiyatrolarda bayağı oyunlar oynanıyor. Sebebini sorduğumuzda, yetkililer halkın sözcüsü olduklarını, halkın ihtiyaç duyduğu oyunlar oynadıklarını iddia ediyorlar. Oysa tiyatronun görevi halkı avutmak değil, sanat eserlerini halka tanıtmaktır. Özellikle, devletin desteklediği şehir tiyatrolarının görevi budur. Devlet tiyatrolarının seyirciyi çoğaltarak para kazanma amacı olamaz. Avrupa'da kâra geçen kültür tiyatroları şüpheyle karşılanmaktadır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 6
Ben, edebiyat dünyasına hikâyeyle adım attım. Dergimiz, eleştiri yazısı bulmakta güçlük çekince, arkadaşlarım beni eleştiri yazmaya yöneltti. Şiir, öykü, roman, oyun yazdım. Kendimi belli bir türün yazarı olarak görmedim. Ancak diğer türlerin hiçbirinde çıkamadığım bir konumu yakalayınca daha çok eleştiri üzerinde yoğunlaştım. Eleştiri yazmaya başladıktan sonra, diğer türlerde yazdığım yazıların seviyesinin yükseldiğini gördüm. Eleştirmenliğin yararına inandım, eleştirmenliği sürdürdüm.
Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin karşılığı yoktur?
Soru 7
(I) Geçmişi anlatan bir şiirin dili ağırdır. (II) O şiiri anlamak için sözlüklere bakmak, gerektiğinde geçmişi bilenlerin yardımına başvurmak zorundasınız. (II) Oysa günümüzü anlatan şiirlerde genellikle anlatım açıktır. (IV) Şair, bir dönemi ele alırken, ister istemez, o dönemin dilinin etkisinde kalıyor. (V) Bu etki, bazen yadırgatıcı bir sınıra da ulaşıyor.
Bu parçanın ana düşüncesi numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?
Soru 8
1940 kuşağı, 1940 koşulları içinde yaşadığı için, kendisinden öncekilerden ayrılan bir yolda yürümüş. 1940'ta savaş var. Bu kuşak savaş istemiyor. Savaşın insanlara büyük bir ıstırap çektirdiğine, yoksullaşmaya neden olduğuna inanıyor. Bu düşüncelerin şiir, hikâye ve romanda şekillenmesiyle farklı bir sanat çizgisi ortaya çıkıyor. Bu çizgi daha sonra o günü aşıyor, o döneme ait olmayan sanatçıların zihinlerinde ve yapıtlarında yer buluyor.
Bu parçadan yola çıkılarak 1940 kuşağıyla İlgili olarak aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Soru 9
Devlet Ana'da tarih kitaplarına bakılarak doğruluğunun ispatlanması imkânsız detaylar var. Yazar, gerçekçi bir roman yazdığını iddia ediyor; oysa kullandığı olayların kaynağını belirtmiyor. Ayrıca yazar, bir romanda olması yadırganacak, kendi dünya görüşünü yansıtan bölümlere yer veriyor. Romanı bir makale kitabı gibi kullanıyor. Bu eksikler yetmiyormuş gibi bir de değişik yörelerden gelen insanları hep tek ağızla, Orta Anadolu Türkçesiyle, konuşturuyor. Çelişkisini her okurun anlayabileceği bir açıklığa indirgiyor.
Bu parçada sözü edilen romanla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Soru 10
Kemal Tahir, bugün sarı defterlerde duran romanları dışında söyleyeceklerini bize duyurmuş bir romancıdır. Bir sanatçının eksiksiz değerlendirilebileceği bir konumdadır bugün. Bir romancı olarak kişisel gelişimindeki aşamaların araştırılmasının, romanlarının teker teker veya topluca değerlendirilmesinin, düşünsel gelişimindeki ipuçlarının romanlarındaki olay örgüsü ve tiplere yansıyış biçiminin ayrıntılı bir çalışmayla ortaya konması gerekir.
Bu parçanın bütününde Kemal Tahir'le ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
Soru 11
Şiir, güncelle yoğrulan bir türdür. Şiir beklemez, bekleyemez. Zamanın nabzı gibidir. İster bireyden yola çıksın, ister toplumsaldan içinde oluştuğu dünyanın, yaşam koşullarının yürek atımını verecektir. Romanın tersine, geçmişin derinliklerine de dalsa, her şeyi güncelleştirecektir, eskinin soluğunu canlandırarak günümüze bağlayacaktır.
Bu parçada şiirle ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 12
Yaşam serüveni içinde köye yeterince girememiş, köyün soluğunu içine gerektiği gibi çekmemişti. Ama gördüklerini her ayrıntısıyla aktarabilen, titiz araştırmalar yapabilen bir yazardı. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında geçmiş, tanık olmadığı bir olayı bu araştırmacı yanıyla işlemiş, gözlemci yanıyla da yörenin dilini, kişilerin davranış biçimlerini yakalamıştı. Kim bilir belki de köyden gelmemesi iyi olmuştu. Köyün içinden gelseydi, kaynağından fışkıran birtakım renklere kıyamayıp onları öne çıkarır, yapıtını zedelerdi.
Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Soru 13
Dergilerde yayımlanan eleştiri yazıları, ne eleştiriye ne denemeye ne öyküye ne söyleşiye benziyor. Üstelik onlara tanıtma yazısı demek de güç. Konu aldığı kitabın üstünlüklerini, eksiklerini yeterince ortaya koymuyor. Okurla kitap arasında sağlam bir köprü kurmuyor. Bir başka deyişle yazılış amacına hizmet etmiyor. Daldan dala, konudan konuya atlayarak uzayıp gidiyor. O kadar ki konu aldığı kitapla ilgili parçalar, ilgisiz olanların yanında devede kulak kalıyor.
Bu parçada sözü edilen yazılarla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Soru 14
Elli yaşını aştınız, sahip olduğunuz şeyleri kaybetmekten korkmaya başladınız, diyorsunuz. Kaybetme korkusu içinde olduğum konusunda haklısınız. Fakat bu yeni bir durum değil. Ben yüreğimde çocukluk, cebimde bilyeler taşıdığım günlerde de sahip olduklarımı kaybetmekten korkardım, ilk yazdığım şiirleri okursanız onlarda bu duyguyu bugünkülerde olduğu kadar göreceksiniz.
Yukarıdaki parçada yazarın asıl anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 15
Bilim dilimiz, Türkçenin soluğuyla biçimlenmiş bir nitelik taşımıyor. Onun yapı ve anlatım yönünden yabancı bir havası vardır. Aşılmaz, kalın duvarlarla çevrili bir şato gibidir ortak dil içinde. Belirli kişilerce konuşulan, yazılan yapay bir dildir o. Bu yüzden yıllar yılı, geniş halk yığınları çağdaş bilimlerin her türlü bulgularına uzak kalmıştır.
Yukarıdaki parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 16
Günlükler, içinde bulunduğunuz günün koşullarıyla şekillenmiş, günlük ihtiyaçları, izlenimleri, kaygıları, eğilimleri yansıtan yazılardır. Rastlantılar belirler bu yazıların yönünü. O gün düşündüklerinizi saptırmadan yazarsınız günlüklerde. Hele onları bir gün kitap haline getirme düşünceniz yoksa kimseyle paylaşamayacağınız sırlarınızı onlarda dile getirirsiniz. Yazarla ilgili bilgi toplayan kişilerin günlüklere yönelmesi de bundandır.
Bu parçada günlüklerle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Soru 17
Büyük kentlerin kalbi limanlarda, caddelerde, çarşılarda atar. Şehrin, etrafını saran gecekondulardan çok oralarda soluk aldığı duyulur. Gecekondu semtlerinde köyden henüz kopmamış, yaşamın hızı karşısında tedirgin insanların arasında sanki zaman yavaşlar. Bir yanınızda büyük kentin uğultusu içinde yaşamaya alışmış, o gürültü içinde ekmeğini çıkarabilen insanlar var. Öbür yanınızda kopup geldikleri köylerin ağır ilerleyen, karmaşasız yaşamını parça parça renkler halinde sürdüren insanlar yaşar. Buralar, toplumun genel yapısını belirleyen birer örnektir.
Bu parçada, gecekondu semtlerinde yaşayanlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Soru 18
Belirli bir çağa, ülkeye, yapıta uyan ölçüt, diğer bir çağa, ülkeye, yapıta uymayabilir. Bundan dolayı katı ölçütlülük edebiyata olduğu gibi eleştiriye de zarar verir. Eleştirmenin derin ve geniş görüşlü olması gerekir. Bir yazar zamana, yere, kişilere göre nasıl farklı bir biçim geliştiriyorsa eleştirmen de yapıtı yazarına ve yazıldığı zamana göre değerlendirmelidir. Yoksa ele aldığı yapıtın değerini belirlemiş olamaz.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 19
20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan belirsizlik, güvensizlik ve karmaşa ortamında, toplumun ve yazarın paylaştığı doğru anlayışı değişti. Eski değerler kayboldu, gerçekçilik parçalandı. Bunun üzerine modernist yazarlar gerçekçi klasik romanın yazılamayacağını düşündüler. Ve bu yeni dünyada kaybolan ahengi, anlamı ve tutarlılığı yarattıkları sanat eserlerinde gerçekleştirme yolunu seçtiler.
Yukarıdaki paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Soru 20
Genç bir edebiyat heveslisi geçen gün bana gelip, çiziktirdiği birkaç yazıyı gösterdi. Bana "Sanatımla, hayatımı kazanabilir miyim?" dedi. Üzüldüm doğrusu, çünkü söylediklerim acıydı: Türkiye'de sanat, sahibine kazanç sağlamıyor; onu yüceltmiyor. Aksine elinizde birkaç kuruşunuz varsa sanata bağlandıktan sonra, onu kaybediyor; ortalıkta kalıyorsunuz. Sanat adamları ikinci bir iş yapmazlarsa nefesleri açlıktan kokacak nerdeyse.
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sonuçları Al Tekrar Başlat Benzer Türkçe Testleri

NOT: Testlerin cevabını görebilmek için soruya ait şıklara tıklayınız.

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen ;)







Yeni Üyelik  |  Şifremi Unuttum

Üye çıkışı yapmak istediğinize emin misiniz?

Evet Eminim